uzun lafın kısası; yazıyla haşır neşir olan çoğu adem gibi benim derdim de kendimle. amma gel gör ki blogger konseyi dün akşam saatlerinde tüm köprüleri tutmuş, elektronik posta yollarında bildirimler dağıtmış, ültimatomlar vermiş, yememiş içmemiş üç paragraf, on iki satırlık gerekçeli karar yollamış bana. ezcümle ve özetle; "topluluk kurallarını ihlal ettiğiniz için blogunuzu kaldırdık bayım" demiş. lütfetmişler kararı temyiz için adres de vermişler haspamlar.
işin komik yanı benim tüm olandan haberim yok, değerli okuyucumuzun mailini okuduktan bir kaç saat, bloguma dokunmalarından 12 saat sonra beraat maili geldi.
Merhaba,
Blogunuzu Blogger Topluluk Kuralları'na (https://blogger.com/go/contentpolicy) göre yeniden değerlendirdik. İnceleme sonucunda blogunuz yeniden yayına alındı. Bloga https://kiyilarmutedil.blogspot.com adresinden erişebilirsiniz.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
şaka gibi.
ama değil. üstelik bir nisan değil. tamam burası türkiye. lakin bayram değil. google da zaten eniştem değil durup duruken niye öpsün beni. lan yoksa talih kuşu ayağımıza mı geliyor ibrahim? amerika'da olsa acayip tazminat alırdım moruk geyiğini çevirirdik hani eskiden. aha işte fırsat. blogger google amerikada. ama ve lakin ben türkiye'deyim. şimdi desem ki; eyy blogger, ben kendi yağıyla kavrulan, büyük istanbul'un küçük semtlerinden birinde günlük meşgalelerini, hatıratını ve kimi hezayanlarını bazı varoluş sancılarını kayda geçen kendinden başka kimseye zararı olmayan, bazen ağzı bozuk ama çoğu zaman huzursuz, kendi halinde takılan bir mithad'ım. sen benden ne istiyorsun? ya da hangi kişi veya kişiler ne istiyor? para deseniz hint fakirinden daha fakirim, makam deseniz gördüğümde kıçıma neft yağı sürülmüş gibi kaçarım. bir tek devrik cümlelerim, ütüsüz kelimelerim var. onu da elimden almaya çalıştınız. bu dünyada affetmem asla seni.sizi.ötekini. ama öteki dünyada görüşür müyüz bilmiyorum? zira tüzel kişilikler, kurumsal kimlikler falan nasıl olur o uygulama bilmiyorum. yine de içimdeki sebahattin ali romanı bir şeyler fısıldamıyor değil hani!
beni istemeyeni ben hiç istemem deyip tası tarağı ve katırları toplayıp imza parası dahi istemeden bonservisim elimde wordpress.com ya da tumblr.com cenahına mı geçsem bilemedim. bilemedim. yoksa kalıp mücadele mi etsem?
kişilik haklarımı ihlal ettiniz abiler, dünyanın dört bir yanından, yedi kıta 193 ülkeden blogumu takip eden şimdilik 679 üyemin ve dahi benim bloguma ulaşma hakkımı elinden aldınız diyerek supreme court of the united states'de maddi ve manevi tazminat talebimi patlatsam ya da greta thunberg'i davamı dünyaya ilan etmek için türkiye'ye davet etsem yahut ilk beşiktaş maçında çarşı grubu ile konuşup anlamlı bir pankart üstü slogan atsak mesela " bir gecede cahil kalmadık ama bir gecede blogsuz kaldık" diye yav he he derler mi yoksa ciddiye alınıp blogger genel merkezine davet ederler mi? bilemedim şimdi ibrahim. bilemedim. ama bildiğim; blogger bizi kıskanıyor ibrahim. fena kıskanıyor!
.
