çarşı - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

çarşı

 


kadıköy. çarşı. dertlerimin paratoneri sanki. bu sevdanın bir anlamı olmalı. ne vakit canım çok sıkılsa ayaklarım burayı buluyor. aslında kalbim ve beynimle birlikte. ittifak oldukları ender konu ve yerlerden biri burası. oturup petek pastanesi’nin şahane çaylarını içerken beynime üşüşenleri kağıda dökmek, insanların telaşını izlemek, çarşı’nın kendine has kokusunu içime çekmek, ortaya saçılan belli belirsiz cümlelerle anılar denizine savrulmak iyi geliyor. iyileştiriyor. 
misal bir haftadır ibucoldların, izoteniclerin, vitaminlerin yapamadığını bu çarşı havası yaptı işte beş dakikada. öyle ki sabah yataktan sürünürek çıktım. ama bilgisayarım için gelmeye mecburdum. erteleme kotam dolmuştu. 
üçü kadın beş kişi bir süre kuzeye bakıp sevgili bekler gibi otobüs bekledikten sonra gelen ilk otobüsün cam kenarına yığıldım. uyuklayarak geldim adeta. ama köprüyü geçip denizi görünce zihnim ve kalbim açıldı. haydarpaşa’ya hafif bir baş selamı verdim iner inmez. martıları sevdim uzaktan. 
bilgisayarı ustaya bırakır bırakmaz da çarşıya seyirtti ayaklarım. köşede, tam istediğim gibi sakin ve sigarasız bir yer buldum. karşıda bıçak bileyleyen amcanın ciddiyetinde babamı gördüm. hemen yanımda saatçi titizliğinde, sabırla dere otlarının fazlalıklarını temizleyip arada gelip geçene “buyrun” diyen amcada da mahalle manavımız eşfak amcayı anımsadım. yalan yok şimdi; hayallerimi de temize çektim nerden geldiği belirsiz kuru kahve kokuları eşliğinde. seninle diyorum; hiç oturup çay içemediğimiz ve kuvvetle muhtemel de içemeyeceğimiz, sıradan konulardan bahsedip çocuklar gibi gülüp eğlenemeyeceğimiz bu masada en azından bir izim-iz kalsın istedim belki de. tarihe ve bu sayfaya not düştüm. sonra eşfak amcaya benzeyen beyaz saçlı manavın elinde bıçak, kıvırcıkları temizlemesini izledim..
.
.
foto : kadıköy çarşı - 2024 kışı