5 Ekim 2010

ki

karanlık dedim de gülüm, bir akşamüstü, ki; bu akşamın zifiri karanlığıdır ve sarı bir dolmuşun en önden bir sonraki koltuğudur. haa unutmadan bir de kaptanın kullanmaktan pek imtina ettiği dikiz aynasının içidir olay mahalli. ki-olay mahalli demişken ambulans ve ekipler amiri çağırmaya gerek yok sadece biraz düşünüp ineceğim kaptan- işbu ahval ve şerait de ayıptır söylemesi hem dikizleyip hem didikledim. tabi en çok kendimi. sonra solumdaki ve arkasındaki delikanlılar camdan dışarı bakıp durdular yol boyu. belki düşündüler ara ara bilemiyorum. arka dörtlünün ortasındaki çift birbirlerinin gözlerinde kaybolurken şoför yanındaki genç mi yoksa yaşlı mı olduğuna bir türlü hükmedemediğim şık hanım su içmediği zamanlar hep önüne baktı. sağ arkadaki de camdan. ve ben kendime.
yorgun ve yan yatmış kağıt bir gemi gibi gördüm kendimi. üflesem yıkılır mıydım bilmiyorum. bayağı bir yatmıştım ama. ve " ye kürküm siyah takımlar" da yetmiyordu görüntüyü kurtarmaya. ama ve haa, evet düşünceli gördüm bir de kendimi. hülasa düşündüm de "kürk mantolu raif bey'i", aylakadam c.'yi, suzan defterli ekmel bey'i, salavin'i, aziz bey'i, fahimbey'i ve daha nicelerini sevmiş olmam bir tesadüf olamaz. olmamalı. şayet okuyabilseydim -ki bitirebilseydim doğru kelam burada- selim ışık'ı da çok severdim. eminim.
ki.