27 Ekim 2009

masumiyet (1996)


oğlum bekir dedim kendi kendime, yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle, yol belli, eğ başını, usul usul yürü şimdi. o gün bugün usul usul yürüyorum işte.

9 Ekim 2009

ay em türkiş men in istanbul

istanbul'dan nefret etmek için on yedi sebep daha bulmuşken, sting kulağıma ay em ingilişmen in nüvyork üflüyordu. başlığı kıçımdan uydurmadım yani. buradan hareketle toplu topsuz düz koşularımız hala devam ediyor istanbul'un çeşitli semt ve ilçelerinde.

ve sanırım çok gezen daha çok biliyor. çünkü gezerken okunmuyor. etraf kesiliyor. olasılıksız kitabı okunma olasılığı sıfıra yakın çantamda gidip geliyor bir haftadır bu yüzden. ağır da meret. yine de okunma olasılığına karşın çıkarıp atamıyorum çantamdan. emeğe saygı!

ve bu aradaki yazı arasını niye verdim bilmiyorum. eksik olmasınlar biz arayı açıp irtibatı koparsak da bazı kadim dostlar ayar niyetine iyi niyet temennisinde bulunup soruyorlar, yeni zırvaların nerede kaldı diye. eskiden böyle hal hatır hayır hasenatlarda pek bir sevinir, harikalar diyarındaki alis yahut doksan artıda şampiyonluk golü atmış solskjaer (bkz.99 CL finali) kadar mutlu olurdum. şimdi pek bir numara yok kaşarlandım sanırım!

peki ne mi yapıyorum? bol bol kendimi tekrar ediyorum gittiğim görüşmelerde. artık kusacağım ama yuvarlak yahut kare masasındakiler bıkmıyorlar. bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
hay hay tabi. efendim m.s. xxxx tarihinde istanbul'da doğdum ama ebeveynim kafa kağıdına trablusgarp yazdırmış o yüzden bu sizi yanıltmasın. çünkü ilk-orta-lise ve dahi üniversiteyi istanbul'da tamamladım. askerliğimi kıbrısta yaptım, ingilizceyi iys, pen pal,penfriend vb. servisler sayesinde öğrendim, mesleği üniversitede harçlık çıkarmak amacıyla girdiğim şirketten virüs şeklinde kaptım. sonra bağışıklık kazandım. o gün bugündür kurtulamadım. hobilerim arasında vapurda,trende, otobüste insanları gözlemleyip haklarında on bilinmeyeni bulmak, bampicamping yapmak, romantik komedi izlemek, hayal kurmak kurduklarımı blogger.com aracılığı ile halka arz etmek, toplanan gelirlerle yeni hayaller edinip tekrar arz etmek, aylak aylak dolaşıp kendime ilginç ve yeni takıntılar edinmek gelir. evet.

ve tabi ki takıntı demişken... bu boşlukta emeseni de takındık. kurcalarken yeni şeyler gördük. kişiler yeni oturum açınca uzaylı gibi ses çıkarsın komutunu verdim. e-posta gelince de paristeki cafe şıngırtısını seçtim. artık ne anlama geliyor tercihlerim bilinç altımda onu da varsa psikolog sosyolog okurlarım çözsün.

son tahlilde hiç tanımadığım biri tarafından hiç tanımadığım bir müzisyeni keşfettim. ömer faruk tekbilek. seveni var sevmeyeni var ekşi sözlükte de baktım bir iki. bir eseri var ki çok sevdim. ı love you. işbu parçayı uzun zamandır tedavülde olmayan sevgili biladerim'e hediye eyliyor ve ayrıca bugün gördüm las palmas'dan bizzat illinois ve california'dan gizemli ve daimi takipçilerim için dinliyorum. bulursanız siz de dinleyin...

adios, muchas gracias
m.s.
.
ömer faruk tekbilek - ı love you