26 Eylül 2006

ae fond kiss (2004)



şu sıralarda sinemalarımızda duygudan da öte  adıyla gösterimde.  bu akşam seyrettim.  seyretmek ne kelime nefes almadan izledim.  evet bir macera filmi olmamasına rağmen nefesimi kesen bir filmdi.  aslında konu tanıdık. günlük hayatta çevremizdekiler sayesinde tanıştığımız hatta bazen bizzat kendimizin karşılaştığı aile, din, toplum baskısı nedeniyle yaşanması güçleştirilen ya da tamamen engellenen aşkı ele alıyor.

böyle bilindik bir konu olsa da yönetmen öyle şaşaalı, alengirli anlatımlara başvurmamış.  derdini oldukça sade ve izleyici yormadan anlatmış.  belki de bu kadar soluksuz izleyip beğenmemin nedeni de bu sadelik.  o kadar basit o kadar sade ve de samimi işleniyor ki konu film sizi içine  alıyor adeta.  sarıp sarmalıyor.  kullanılan müzikler ruhunuza işliyor. hüznü, sevgiyi, mutluluğu oyuncularla birlikte yaşıyorsunuz.  o kadar doğal yani.  elbette pek çok filmde olduğu gibi bir çok satır arası mesajı var filmin, izlerken alıyorsunuz mesajları bir şekilde ama bu sıkmıyor sizi.  hem zaten güzel, insancıl mesajlar bunlar.

neticede  sıkı bir aşk hikayesinin oldukça gerçekçi bir dilde anlatıldığı güzel bir film  
fond  kiss.  
sevdim ben filmi. 
hem de çok.

14 Eylül 2006

the lake house (2006)



aşk gibi bir film. evet filmde mantık yok, aşk da da yok. o halde  (bkz. düz mantık)

valla sonbahar heyheylerimin üstümde olduğundan mıdır yoksa sandra hayranlığım mıdır bilemiyorum ama ben filmi cok beğendim. 


filmde ne mantık ne de bilim aradım. yalnız bir istisna ile o da   bu "mantıksız" kurgu içinde yine de ölmeliydi keanu abimiz.... sıralama açısından zira!
öte yandan filmi benim gibi duygu gözü ile izleyenler keanu'nun ölüm haberi alındığında sandra gibi bir titrediler, bir "dikenlendiler" sanırım! 
dolayısı ile ölecekti abi sonunda keanu... ya da biraz daha çalışılmış, daha çok kasılmış bir son  daha anlamlı olurdu sanki. gibi. bilemiyorum. ben her şeyi bilemem.
güzeldi ama güzel. sevdim ben filmi...