20.3.20

n e d i r ?


cesaret değil benimkisi. biliyorum. daha çok bir boş vermişlik. belki biraz da; etraftaki bu çılgınca, fütursuzca ve bencilce kopartılan yaygaraya, yağmalamaya kendimce tepki. bilemiyorum.
bugün işe gitmememin, evde kalmamın sebebi de korku değil tamamen tembellik. ha evet yalan yok biraz halsizlik ve kırgınlık var. işe gitme isteğim ve mecalim yok. ıhlamur kaynattım. iki suyla. ilkinde acısını alsın diye. ikincisinde tadı olsun diye. şimdi haberlere bakıyorum. siyasetten ekonomiye, kültürden spora hepsinde konu başlığı aynı. adını sanını doğru dürüst söyleyemediğimiz, kendini göremediğimiz minnacık bir virüs. ama ben sıkıldım. şurada bahara kaç kaldı hem? 
fakat görünen o ki; bahar uzun. çok uzun canım viktor. çabuk geçelim bunları. lütfen çabuk! ha böyle yazıyorum diye tamamen boşlamadım elbette. eskisinden daha çok yıkıyorum elimi. öyle ki yıkamaktan elim eskidi. kemikleri gözükecek nerdeyse! ve yine ofisimde, evimde bu paronayadan önce ‘normal fiyatlarından’ aldığım limon kolonyası mevcut benim de. yukarıdaki konu başlığındaki harfleri ayırdığım gibi insanlarla arama -normalde de çok sevdiğim- mesafeyi fazlasıyla koydum. bu kadar. yine işe gidiyorum. eve dönüyorum. hayat rutininde devam ediyor. yine bir şeyleri özlüyorum. yine hayaller kuruyorum. yine çok sıkılıyorum. ama bilimkurgu filmlerindeki felaket senaryolarını da aşan histeriye kapılmayı fazla buluyorum. evet panik yapmayalım. tedbirli olalım. ama abartmayalım da. ben böyle düşünüyorum. sonra yine ve biraz zarifoğlu okuyorum. biraz yazıyorum.
“yazarak; hayattan eksiklerimizi, ihtiyaçlarımızı mı kapatmaya çalışıyoruz acaba?”
hayır, ben demiyorum. zarifoğlu diyor.
ben peki, niye yazıyorum?
bu soruya cevabım, her seferinde, her gün, her saat ve her dakikada cevabım farklı olur. çünkü abdülhak şinasi hisar’ın dediği gibi insanoğlu, değil yıllar geçtikçe gündem güne ve hatta saatten saate değişir. bugün hasta olduğum için yazarım. yarın çok özlediğim için. ertesi gün çok sıkıldığım için. ya da üç tane daimi okurun hatırına kendimi bir şey zannedip egomu okşamak için. başka bir gün gerçekten bir şeyi anlatmak, bu olayı mutlaka paylaşmalıyım dediğim için. belki bir gün geriye dönüp kişisel tarihimde neler olmuş, geçmişte neler düşünüp hissediyormuşum diye yazdıklarımı en baştan okumak için. yazmak için tek bir sebebim yok yani. tıpkı yaşamak için olduğu gibi. sebep çok.
misal birazdan güneşli pazartesiler’i izleyeceğim. bu sene hiç izlemedim daha. her sene yaz ve kış biterken. yani ilk ve son bahar başlarken güneşli pazartesiler’i izlemezsem olmaz. o sene eksik kalır sanki. çünkü yaşama sevincim, yazma aşkım gibi bir duygu güneşli pazartesiler’i izlemek benim için. film bitince belki yine okurum. sonra yine yazarım. nihayet elimi yirmi4 saniye yıkar, yatarım.. evet.
.
shiftz & hiba el mansouri - ahwak