14 Kasım 2017 Salı

14 kasım

bazen düşünüyorum da insanoğlu için tek bir seçeneğe mahkum olmak mı daha kötü yoksa hiç bir seçeneğe sahip olmamak mı?

mahallenin daha doğrusu civarın tek kahvesi. ya da sosyetik adıyla cafesi. bakımsızlıktan ve ilgisizlikten el değiştirdi geçen ay. korkarım aynı kaderi bu da paylaşacak. tıpkı bir öncekinde olduğu gibi bunda da ilk zamanlar ilgi ve hürmet zirvede. hoşgeldiniz efendimler, kahvenin yanında ucuz lokumlar, sahte gülümsemeler falan.
hangisi önce başlıyor farkedemiyorum. ilgisizlik mi yoksa kesat giden işler ve müşteri kaybı mı?
birbirini tetikledikleri muhakkak. 
ama ve lakin bu varoş cafenin değişmeyen ve benim de vazgeçmediğim tek güzel yanı muazzam güneş açısı. ruha ve bedene tam oturan güneşi. ellerimi ısıtan, yazma iştahımı artıran sıcaklığı.
.
bir sürü olumsuzluğuna rağmen sırf güneşinin hatırına yemeği yer yemez varoş cafeye adımladım. hem belki bir şeyler yazardım eski günlerde olduğu gibi. hiç bir şey yazamazsam, bugünlerde zor bulunası güneşin tadını çıkarıp sevdiğim şarkıları dinlerdim. 
terkedilmiş şehri andıran bu kimsesiz, sessiz mahallenin sokaklarında yürürken bunları düşündüm. başka şeylerde düşündüm. mesela seni. en çok seni.
bilmiyorsun.
.
bazen de diyorum ki; sadece iki seçeneğinin olması, griye yer olmaması insan hayatında çok büyük bir yük. çok..
.