27.10.2017

bugün benim doğum günüm kendi kendime kutlayacağım*

bugün benim doğum günüm. kendi kendime kutlayacağım. sonra kalabalık yerlere gideceğim. bir de hediye almak istiyorum kendime. belki bir kitap. belki de iyi bir ağızlık alırım.”*


türkçe sözlü hafif müzikler eşliğinde acı çekiyoruz. olmak istediğimiz kişi ile olduğumuz kişi arasında sıkışıp kalmışız. araf diyorlar. ben ne diyeceğimi bilemiyorum. bazen dizi repliklerini duygularımıza katık ediyoruz.
"hayat diyoruz. sahip olduklarımızın dışında kalanlarmış meğer" **  
bazen gerçeklerden kaçıyoruz. melankoliyi ve hüznü seviyoruz. çünkü acıyan yerlerimize iyi geliyor bir parça hüzün. bazen de coğrafyanın kaderi alnımızın yazısı oluyor. fakat ilk elini uzatanı, ilk zorlu virajda bırakıyoruz. meftunuz. ama benciliz. maşukuz. ama gururluyuz. ne çok şeyiz.  aslında hiç bir şeyiz.
.
bugün benim doğum günüm. ne bir hediye aldım kendime. ne de yoğun kalabalıklara karıştım. sessizce çalıştım gün boyu. odamdan hiç çıkmadım. mecbur kalmadıkça kimseyle konuşmadım. mecbur olduğumda ise tek kelimelik kısa cümleler kurdum. evet ya da hayır.

sen de bir şeyler var bugün” dedi bazı meraklı kediler.
yok bir şey. sadece yaşlanıyorum” dedim.
anlamadılar. gittiler.

telefonuma geceden gönderilen banka ve bilimum kurumsal firma kutlamalarını okumadan sildim sabahleyin. öğleye doğru bir iki yakınım aradı. sevindim. akşam üzeri bir martı geldi penceremin önüne. bugüne kadar hiç bir martıda görmediğim akrobatik hareketler yaptı. sanki doğum günümü kutlar gibiydi. üç dört dakika öylece onu izledim. sonra içten bir gülümsemeyle yolcu ettim. akşam olunca rutinin dışına çıkmadım. aynı saatte, yine aynı dolmuşla döndüm eve. yolculuk esnasında güne yaraşır küçük mutluluklar inşa ettim kendime. eve varana kadar bunlarla avundum. sevdiğim şarkıları dinleyip sevdiklerimi düşündüm. şükrettim.

.
belki diyorum yarın. bir hediye veririm kendime. erkenden kadıköy’e inerim. sevdiğim sokakları dolaşırım. balıkçılar çarşısını, sakızgülü’nü, sahafları falan. oradan sahile inerim. şanslıysam belki yağmur yağar. biraz ıslanırım. bir de kitap alırım. belki de evden hiç çıkmam. yine yağmur yağar. pencerenin kenarında yağmuru izlerim. 
..
istanbul, 
2017 yirmiyedi ekim
.
* edip cansever

** yeditepe istanbul