13 Ağustos 2017 Pazar

13. mektup




















kimsenin uyanmadığı, insanların hatta tüm şehrin uyuduğu tatil sabahlarını seviyorum. hiç kimsenin olmadığı erken sabahlardan bahsediyorum.
kuşların bile.
mavi gökyüzüne kuşlardan sonra en çok yakışan beyaz bulutlara bakarak hayaller kuruyorum. oysa bir sürü hayalim var. ve yalan söyleyecek değilim sevgilim.
çünkü hayallerimin hepsi seninle ilgili.
gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini hiç düşünmeden nasıl her gün dışarıya çıkmadan, bir duayı dilime dolar gibi zarifoğlu okuyorsam, yine her gün senli hayaller kuruyorum. inan bana zaman ve mekanın hiç önemi yok. sen varsın ya! bu yetiyor. yoksa yazmanın da yaşamanın da bir anlamı yok. hiç bir anlamı..
.
bu sabah işte; bulutlara bakmadığım vakitler zarifoğlu okudum. sekiz-on bardak çay içtim. ve hep aynı şarkıyı dinledim.
.
bir çanta dolusu kitap ve bir demlik çayla balkona çıkmıştım. onca kitap arasında elim yine zarifoğlu'na gitti. onca düşünce arasında da aklım sana.
.
yeni bir şarkı keşfettiğimde çocuklar gibi seviniyorum. suyunu çıkarana kadar dinliyorum. defalarca. ve defalarca. sonra seninle paylaşamadığım için üzülüyorum..
.
uzak, çok uzak yollardan dönüyorum düşlerimde. bu kadar yolu nasıl gittiğimi bilmeden. bir hayal uğruna. bin hayalden vazgeçerek. uzun, ince bir yolda yürüyorum.
.
bu aralar o kadar çok şey oluyor ki anlatacaklarım birikti. unutmamak için yazıyorum. küçük, sıradan şeyler belki ama. beni mutlu ve umutlu kılıyor.
yapacaklarım da çoğaldı hem. the lobster'ın yönetmeninin yeni filmini izlemek. gölyazı'da kayıklı bir kaç fotoğraf çekmek. burgazada'ya gitmek. sonra tarihi yarımadada güneşin doğuşundan batışına ölesiye yürümek. kalabalığın içinde kaybolmak gibi.
.
ama şimdi. yeniden yağmurun yağmasını bekliyorum.
ve eylülü. 
seni zaten..
.
.