25 Temmuz 2017 Salı

akşamüstü

biraz zarifoğlu okudum. biraz sevdiğim eski yazılarımı. telaşla, batıya kanat çırpan kuşların tutkusunu kıskandım. yaşar'ın son şarkısını dinledim oniki kez. belki de on üç. bulutların arasında dinlenen güneşin sıcaklığını hayal ettim. annem geldi aklıma. iyileşmesi için dua ettim yukarıya bakarak. kafileler halinde yol alan bulutlara bir turgut uyar dizesi hediye ettim. apartman aralarından seken çocuk seslerini ve çocukluğumu düşündüm sonra. arada, ilaç gibi esen rüzgara şükrettim. babamı özledim. zamanı unutmaya çalıştım. bilakis kendimi. geçmişimi. ve dahi geleceğimi. direndim. çok direndim. direnmeye çalıştım en azından. sözlüye kalkmaktan nefret eden lise talebesi misali. oralı olmamaya çalıştım. sözcüklerimin ve düşüncelerimin kendime uzanmaması için. olumsuzluk ve mutsuzluk çukuruna tekrar ve tekrar düşmemek için. ortada kuyu var yandan geç tekerlemesini bile söyledim. biliyorum salakça. ama öyle. hem nafile.. 
çünkü tahammülsüzüm.
tahammülsüzlüğüm bayım..
dünyaya mı? 
insanlara mı? 
yoksa kendime mi?
galiba hepsine.
..
bilemiyorum.
.
bildiğim.
anlaşılmaz bir hüzün var bu akşam içimde. lakin bugüne dair bir şey değil bu. sanki haftalardır. aylardır bir köşede bugünü bekliyormuş gibi. iş çıkışı mavi bir hat minibüsünün cam kenarına sıkıştırdı beni. yetmezmiş gibi minibüsün radyosunda hüner coşkuner "istanbul sokakları"nı söylüyordu. hani utanmasam hüngür hüngür ağlardım. ama ağlamamam lazımdı. söz vermiştim anneme!
..
murathan mungan bir yazısında "hayattan kaçtım edebiyata sığındım. yazıyı evlat edindim, okurları akraba " diyordu.  
ben de ne vakit hayattan kaçsam yazarken buluyorum kendimi. yazarak belki sorunlarım çözülmüyor ama en azından sıkıntım da artmıyor. 
..
bazen şımarıklık yaptığımı bile düşündüğüm oluyor. lakin ve son tahlilde; sonbahar (2007) filminin içime oturan o sahnesine biat ediyorum!



- abisi, napalım? hayattan bizim payımıza da bu düştü. ama hiç bir şey boşuna değil yani. yine yaşanması gerekiyorsa yine yaşarız anasını satiim.

yine yaşarız.
.