28 Nisan 2017 Cuma

mercimek çorbası

yoruluyor insan. neden yorulduğunu bilmiyor. sadece bildiğini sanıyor. küçük mutluluklar arıyor.

iş çıkışı, yeni sulanmış bahçe kokusu. ismini bilmediğim güzel rayihalı çiçekler sonra. bir özlemi çağrıştırıyor. bulamıyorum. belki de bahçivan olmalıymışım. belki sonraki hayata! bilemiyorum..

bugünlerde. kitap okuyamıyorum. duvar yazıları okuyorum. akşamına unutuyorum ama.birini unut-a-madım. gri zemine, siyah büyük harfler.

"herkeZ bir yere sahipken gönlümde senin ülken vardı."

herkes'i belki bilerek yanlış yazdı. belki bilmiyordu gerçekten. ben cümlenin şatafatına kapıldım. ilk kez bir imla hatasına takılmadım.

ama herkes sinirli. herkes aceleci. kimse beklemek istemiyor.
ne çok kırmızı ışık var!

şehirde. cuma kaosu. bostancı metro'da açılan dolmuş kapısından içeri dolan nefis koku. mercimek çorbası. 

ama en çok. hastane durağındaki mavi montlu, siyah etekli, esmer genç kadın. güneşi karşısına almış, bu dünyanın umudu gibi duruyordu. en azından benim için. sizi bilemem..

.