5 Nisan 2017 Çarşamba

bugün benim doğum günüm. kendi kendime kutlayacağım*

söylemek istediğim ne çok şey var oysa. kendime bile söyleyemediğim. 
ama sadece şarkılar.
şarkılar geçiyor şimdi içimden
.

ispanyolca sözlü hafif müzikler eşliğinde acı çekiyoruz. olmak istediğimiz kişi ile olduğumuz kişi arasında sıkışıp kalmışız. araf diyorlar. ben ne diyeceğimi bilemiyorum. bazen dizi repliklerini duygularımıza katık ediyoruz. hayat diyoruz. sahip olduklarımızın dışında kalanlarmış meğer** bazen gerçeklerden kaçıyoruz. melankoliyi ve hüznü seviyoruz. çünkü acıyan yerlerimize iyi geliyor bir miktar hüzün. coğrafyanın kaderi alnımızın yazısı oluyor. ama elini ilk uzatanı, ilk zorlu virajda bırakıyoruz. meftunuz. ama benciliz. maşukuz. ama gururluyuz. ne çok şeyiz! aslında hiç bir şeyiz. bunu da biliyoruz. lakin tecahül-i arif yapıyoruz. oysa kendimizi sevdiğimiz kadar sevmiyoruz hiç bir şeyi. hiç kimseyi. ben misal seni çok özledim. yalan yok şimdi. şurda güneşin ve tüm insanlığın ortasında karşıma çıksan ne çok sevinirim. ne çok. hatta dünyaya aldırmaz, hasretle sarılırım. yüz yıllık bir hasretle hem. yokluğunda birikmiş bir dünya dolusu söylenmemiş söz. ama ve yine kimseye söyleyemiyorum. sana da söyleyemiyorum. zira bu sözleri duymak isteyeceğinden emin değilim. istesen bile ben bu sözlerin ağırlığını taşıyamacağımdan korkarım. çok korkarım. ben söylemediklerimde yanarım. sen duyamadıklarında. şiirlerle,  şarkılarla avunuruz. yaşarmış gibi yaparız. fakat ne ölürüz, ne de yaşarız. araf diyorlar bazıları. ben ne diyeceğimi hala bilemiyorum.
söylemek istediğim ne çok şey var oysa kendime bile söyleyemediğim
ama sadece şarkılar,
şarkılar geçiyor şimdi içimden
duyuyor musun
?
.
.
* edip cansever
**yeditepe istanbul
.