13 Mart 2017 Pazartesi

şep of may hart

kimseye söylemiyorum. kendime saklıyorum. martın onüçü. bir elimle ötekinin soğukluğunu hissetmek diyorum. sonra öteki ile diğerinin soğukluğu. hayır. üşümüyorum. bilakis içim ısınıyor.
.
dışarısı yağmurlu. soğuk ve son derece hüzünlü. dolmuşun içinde genzi yakan is kokusu. sonra iflah olmaz bir radyatör sıcaklığı. bünyesinde tüm türleri vaad eden sinema filmi gibiyiz. karşıdan bize sellektör yapan aynı hattın şoförü. o'na kornasıyla selam veren bizim şoför. yolcuların sessizliği. sileceklerin hoyrat sesi. nihayet kırmızı stop lambaları.
.
usul usul yağan yağmurun bir şeyler hatırlatmasını umuyorum. günlerce, delicesine ve defalarca dinlediğim bir şarkıyı. eski ve hüzünlü bir hikayeyi. yahut mutlu bir hatırayı. 
hiç bir şey gelmiyor aklıma. senden başka.
.
söylemiştim. yazmak büyük nimet. çok büyük. yüz yüzeyken bunları anlatmam imkansız gibi bir şey. sesler, renkler ve sonra mimikler. hatta utanmadan süper ego giriyor araya. yazmak ama. başka. bambaşka.
.
sonra işte ahmet kaya. yağmurun açtığı yarayı dağlıyor. hiç haberin yok!
bazen söyleyemediklerim. 
bazen yazamadıklarım. 
en çok ama sessiz özlemlerim. 
.
şiire. ve gazele..
.