21 Şubat 2017 Salı

nothing else matters

kahvesi beş para etmez. ama güneşi harika. bu zaten her şeye değer. çok uzun zaman oldu varoş cafe'ye gelmeyeli. en son geçen bahardı sanırım. kahveci de unutmuş. kahve orta mı abi? diye sordu. -benden büyük olmasına rağmen bana abi demesine uyuz oluyorum. kötü kahvesine de. ama dedim ya bu civarın en güzel güneşi o'nun kahvesinde.-
az şekerli dedim..
.
kahveci gidince tüm benliğimi güneşe teslim edip cebimdeki şarkıları dinlemeye başladım. ardından da seni düşündüm. bugün seni düşünmek için sebebim her zamankinden çok çünkü. bu sabah beş ile altı arası. yine çok güzeldin. ben yine çok hüzünlü. sonumuz böyle n'olacak? 
sonumuz böyle..
.
kahveci siparişimi getirdi. ama yılışmadan da duramadı. ne var ne yok. nerelerdesin epeydir? güneş çıkınca ortaya çıkıyorsun dedi. 
güldüm. gerzek bir espri yapacaktım. kendimi tuttum. yeniden güneşe döndüm. yine bizi düşündüm..
.
aklımda bir anı. belli belirsiz. belki bir rüya. emin değilim. sahildeyiz. güneş var. ama çok da rüzgarlı. çay bahçesi gibi bir yerdeyiz. rüzgar saçlarını dağıtıyor. gülerek düzeltiyorsun. bir, iki, üç, beş tam on defa. ben sana yüzlerce kez aşık oluyorum. bilmiyorsun. hadi yürüyelim diyorsun. biraz daha oturalım diyorum. biraz daha..
.
şarkıda dediği gibi aslında; 
ne kadar uzak olsak da yakınız. ve başka hiç bir şey önemli değil.
başka hiç bir şey..