9 Şubat 2017 Perşembe

mektup8

ellerim buz gibi. yine. kar gelecekmiş. gelsin. fikrimi biliyorsun. böyle havalarda. daha çok müzik. daha çok vaya con dios.
oysa iyimser olmak için hiç bir nedenim yok. mutlu olmak için de. lakin yazmak için var. bunu da biliyorsun. yeryüzüne dayanabilmek için* başka sebeplerim de var elbet. ama burada söyleyemem. mahremiyet denen başka bir şey var sonuçta. 
.
bugün perşembe. hava buz. akşam ayazı iliklerimizde. bir dolmuş dolusu insan. kaderimizin bize çizdiği yolda gidiyoruz. dışarıda yağmur karla karışıyor. yarısı nefeslerimizle buğulanan camdan dışarıya gelişigüzel bakıyorum. çok fazla renk var. oysa siyah-beyaz yeter bize. nohut oda bakla sofa gibi. fakat çok, çok fazla her şey. ne vakittir, dünyama, ülkeme, mahalleme ve insanlara bakıyorum. camdan dışarıya baktığım gibi. öylesine. gelişigüzel. bir şey göremiyorum. bir şey de hissetmiyorum. ne evet. ne hayır. konuşamıyorum. boşluklar büyütüyorum içimde. yargılayıp asabileceğim bir iyi niyetim bile yok. işe gidip eve dönüyorum sadece. bir de işte kuşlar. söylemiştim. çok kıskanıyorum onları. ama merak ettiğim; acaba onlar kimi kıskanıyor?
kendilerinden metrelerce yüksekte, daha yukarda uçan demirden kanatlıları mı? yoksa rüzgarın haleti ruhiyesine göre yön ve şekil değiştiren serseri bulutları mı? 
hangisini?
unutma da bir gün soralım onlara bunu.
olur mu?
.
* tezer özlü
.