19 Şubat 2017 Pazar

kader

çok fazla şey istemedim oysa. biraz sakinlik, bir parça güneş. müzik zaten cebimde hazırdı. annemin emekli aylığını çekmeye diye çıktım evden. güneşle bulutlar birbirlerine üstünlük kurma çabasındaydı. güneş galip gelecek gibiydi. altı buçuk aydır çantamda sakladığım sigarayı yanıma almadığıma pişman oldum. ama yürümeye de devam ettim. hüner coşkuner'in tüm meyhanelerini dolaştığı gibi neredeyse tüm kafelerini dolaştım semtin. spora gidenler. yirmi sekiz çeşit pazar kahvaltısından dönenler. çekirdek aileler. son model otomobiller. yanımdan geçip gittiler. herkes kendi dünyasındaydı. kimse birbirinin farkında değildi. ben daha çok havaya bakıyordum. farklı bir kuş türü görebilir miyim diye. bazen bulutlar pamuk gibi oluyordu. lacivert gökyüzünde ağaç dallarıyla müthiş bir tablo oluşturuyordu. gençler telefonuna, yaşlılar adımlarına bakıyordu daha çok. bir saat kadar yürüdüm. güneş alan sakin bir yer bulamadım. maalesef parçalı bulutların günüydü bugün. santa ile jose geldi aklıma. şanslı piçler dedim! sonra mecburen eve dönerken aylak adam düştü aklıma. yolu uzattım. geldiğim yolun aksine farklı bir yoldan döndüm eve. daha önce hiç girmediğim, görmediğim sokaklardan geçtim. belki bir gün biri adres sorarsan faydası olur dedim içimden. güldüm kendime. taşlıcalı yahya sokağında berber rafet'le karşılaştık. hasta beşiktaşlı rafet. yaklaşık 2 aydır uğrayamadığımdan sekli şemalı kaymış saçım sakalımdan evvel "abi n'olur bu akşam maç" diye sordu hemen. "telaşa lüzum yok rafet, rahat alırız. ama bu benim saç-sakal n'olur sen de o'nu söyle bari" dedim. "rahat alırız abi. bugün yasak. çalışmıyorum malum. yarın akşam gel hallederiz" diyerek telaşla uzaklaştı. ben de tütüncü ragıp efendi caddesinden usulca evimizin sokağına girdim. son bir umut havaya baktım. güneş dönecek gibi durmuyordu. eve girdim. kahve için su koydum. radyoyu karıştırdım. balkan türküleri çalan bir radyoyu hafızaya kaydettim. pencereyi açtım. bulutsuz ve pürüzsüz bir güneş gözümü aldı. ama tekrar dışarıya çıkmayı benim gözüm almadı. amerikalıların filmlerdeki o meşhum sözü dilimin ucuna geldi. ama ben kader dedim.
.
Amira Medunjanin & Gayda İstanbul- ajde jano / karanfil beyaz