22 Şubat 2017 Çarşamba

bazı şeyler

içimde bir özlem. öyle ki dünya kadar. hem dünyadan geçecek kadar. yıllardır tırmalıyor ruhumu. bir özlem. lakin neye ve kime? bilsem. ahh bir bilsem. gidip diyeceğim ki; bu iş böyle olmayacak. ya vuslat. ya hiçlik.
.
oysa bugünlerde gitme ağrısı saplandı daha çok içime. uzaklara. çok uzaklara. hiç bilmediğim, kimsenin beni bilmediği yerler. elbet bir kolu denize uzanacak.
.
geçenlerde izlediğim bir filmde bir kadın, bir adama daktilo hediye ediyordu. nasıl kıskandım. nasıl! en az kuşlar kadar.
.
sonra diyorum ki; bu bitmek bilmeyen, sakız gibi uzayan iş dönüşü yolculuklarımı çekilir kılan şarkılar. iyi ki varlar. ve elbet latin harfleri.
.
ve bazı durak isimleri ne güzel. aşık olası geliyor insanın. şair nedim, yelkenli değirmen misal yıllardır. şimdi şebnem sokak.
.
şubatın yirmiikisi. hala soğuk zemheri. hani kafiye olsun diye değil ellerim gerçekten buz gibi. parmak uçlarımda roma rakamıvari çizgiler. bir soğukluk, bir üşümeler falan. tıp onbir yıldır çözemedi. gitmediğim doktor kalmıştır mutlaka. ama gittiğim de çok oldu. hani laf aramızda ben de çözülsün istemiyorum pek. seviyorum bu hallerimi. zalimce!
.
halbuki sıcak ve rüzgarlı bir şehirde olmalıydık şimdi. tuzlu su parçacıkları yüzümüze damlarken.
.
bir gün okyanus görmeye gidelim.
atlas okyanusu mesela..
.