13 Ocak 2017 Cuma

mektup7

cuma trafiği.  hastalıklı bir hücre gibi şehrin tüm yollarına sirayet etmiş. ağır ve karanlık ilerliyoruz. vites ikide. sibel can teypte.
az ötede. dolmuş farlarının aralığında loş bir cuma pazarı. sebze tezgahında son pazarlıklar. esnafın akşam çığırtkanlığının sırtında eve dönüş telaşı. üstüne zemheri ayazı.
ama ve şükür. bugün de ölmedik.
henüz!
dönüyoruz.
oturan onüç yolcu. ayakta kimse yok.
şimdilik.
ring seferi yapan moda tramwayı gibi.
her gün. 
bir aşağı. bir yukarı. dokuz altı yolları. aşınmıyor sevgilim.
ama ve neyse ki şarkılar var. birhan keskin bir de.
ve sonra özlemin.
katlanır kılıyor. her şeyi. her şeye.

şimdi misal birhan keskin'in ba kitabının 24.sayfasından yazıyorum sana bu mektubu.
sevdiğim iki dizenin altını çizmek için çantamda kurşun kalem ararken mektup yazmak geldi içimden.
mektupları sevdiğini biliyorum. beni hala seviyor musun bak onu bilmiyorum? 
ama ben hem mektupları, hem seni seviyorum. 
bunu zaten biliyorsun.

bugün. tüm öğleden sonrayı pencereden kuşları izleyerek geçirdim yine. 
hep aynı saatlerde. üç, bilemedin dörtte geliyorlar. asla beşte değil. üçerli, beşerli bazen on, bazen on beşli gruplar. ama hep kuzeyden gelip güney yönünde kanat çırpıyorlar. bugün işte her zamankinden daha fazla izledim onları. kuşları izlemediğim vakit çay içtim. bazen hem çay içip hem onları izledim. bizi de düşündüm elbet. imkan-sızımızı. hayallerimizi sonra. 
bilirsin.
kuşları hep sevdim.
fransızca şarkıları
tren raylarını.
sonra ispanyol filmlerini ve vapurlarını istanbul'un.
kış güneşini ayrı sevdim.
zarifoğlu'nu ayrı
nihayet hayallerimi, imkan-sızımı sevdim
ama
çok
ö
z
l
e
d
i
m
.
şimdi.

dürtme içimdeki narı
üstümde beyaz gömlek var

hayır. ben demiyorum. birhan keskin diyor.

bir de sibel can lale devri'ni ne güzel söylüyor ... ?
.
.
sibel can - lale devri