6 Ocak 2017 Cuma

bana bir boyun atkısı gerek çünkü kış geldi*

istanbul'a. beklenen bir misafir gibi. saat tam onsekiz:30'da. 
sevgilim. kış geldi.
ellerim hep üşürdü. şimdi mesai çıkışında. hem ellerim. hem ayaklarım. 
annemin salı pazarından aldığı yün çorapları bir an evvel gidip almalıyım. 
bir de boyun atkısı.
böyle havalarda.
'kuşlara şemsiye gerek'
diyorum.
didem madak ne güzel kadın.
son altı yılın en soğuk kışıymış. istanbul'a kar geliyormuş. 
gelsin. 
benim gönlümde üç yıl üst üste kış olimpiyatları. 
sibiryan soğuğu mu? 
ko'maz. evelallah.
ama ve yine de annemin aldığı çoraplar. kış atkısı bir de.
zihnimde sıla'nın şarkısı. hayalimde sen.
şimdi. 
bir halk otobüsünün en arka koltuğunda soğuktan büzüşmüş parmak uçlarımı nasıl tarif edeceğimi düşünüyorum. bunun tıpta bir adı var mıdır ya da psikolojide bir karşılığı? 
bilmiyorum. 
aslında hep yazmak isterken yazamıyor, hiç istemediğim zamanlarda çalakalem yazıyorum. bunun da elbet vardır bir yerlerde bir karşılığı. 
kimi unutmak için yazar. kimi konuşamadığı için. 
kimi de benim gibi.....
ellerim diyorum. yazdıkça ısınıyor. ısındıkça parmak uçlarım düzleşiyor. bir ipeksileşiyor sanki. ama gündem her türlü boktan. söyleyecek ne çok şeyim var. edecek çok küfürüm zulada. 
sağı solu ayırt etmeden ha? 
lakin değmez diyorum. 
değmez.
biraz da üşeniyorum. hem ben çok üşüyorum.
annemin aldığı atkıyı diyorum. 
bir de yün çorabı. 
kış geldi çünkü.
.
* turgut uyar
.
.