30 Aralık 2016 Cuma

kar yağmadan aşık olunmuyor

karda yürürken çıkan o kart kurt seslerin dinlediğim müziğe karışmasını nasıl sevdiğimi anlat desen anlatamam şimdi sana. 
tıpkı bardaktan boşalırcasına yağan yağmura yetişmeye çalışan sileceklerin çıkardığı o hoyrat sese olan sevgimi anlatamayacağım gibi. ama işte hiç bir sesi, ama hiç bir şeyi seninle olan sessizliğime değişmem. bunu biliyorsun.
tüm dünyanın sustuğu yalnızca göz bebeklerimizin konuştuğu o andan bahsediyorum.
şimdi, her an seni düşünüyorum dersem yalan söylemiş olurum. lakin en çok da bu soğuk ve karlı havalarda düşüyorsun aklıma. bu doğru. ama bak bunu bilmiyorsun.

karda çıkardığım o sesler mi yoksa kulağımdaki şarkı mı? belki de yanımdan geçen ve bir daha görmemin imkansız olduğu insanlar yahut üşüyen ama sevimliliğinden hiç bir şey kaybetmeyen sırnaşık kediler?
sanırım. hepsi.
tıpkı şarkıdaki gibi. bana her şey seni hatırlatıyor şimdi.
misal mağaza penceresinde gülümseyerek telefonda konuşan güzel kadının
sıcaklığında görüyorum seni önce. hemen yanındaki cafede sevgilisi ya da arkadaşı ile devonshire düşesi tadında kahvaltı eden kadının asaletinde gördüm sonra. ikbaliye durağındaki kahverengi bereli kadının yalnızlığında ve yüzündeki kederde gördüm daha sonra.
en nihayetinde artık çamurlaşmaya yüz tutmuş karlar arasına düşmüş mavi tükenmez içinin çaresizliğinde ve hüznünde gördüm aşkımızı.

neden bilmem ani bir hareketle duvarın üzerinden bir avuç kar alıp, tüm gücümle, mahallenin en sinir, en karşı konulmaz serserisinin sertliğinde sıktım. bir yandan yürüyor bir yandan tüm hıncımla, bütün kederimle sıkıyordum avucumdaki bu kar topağını. içinde taş varmışçasına semsert oldu bir anda. lakin ben yürüdükçe elimdeki kartopu eriyip azalmaya, kafamdaki düşünceler ise çığ gibi büyümeye başladı.

şimdi bana seni nasıl sevdiğimi anlat desen, anlatamam. çünkü ben seni yaşıyorum.
.
nilüfer - kar taneleri