13 Kasım 2016 Pazar

pazar

pazar günleri diyordu yazar*  "hayatın intikam günleri. neşeli başlasın ve öyle geçsin diye gayret edildikçe insanı koyu bir yalnızlığa, anlaşılmaz bir kedere iten günler."

rasimpaşa yokuşunu çıkarken aklıma geldi bu bahis. evden ayrılmadan gelseydi. çıkmazdım.
pişman mıyım? yorgunum.
boğadan moda'ya. moda'dan tekrar boğa'ya güneşi kovaladım. ama beni asıl yoran yürümek değildi..
.
bahariye'nin tam ortasında bir kahveci buldum. bulutun ardında saklanan güneşe cephe bir yere oturdum. fransızca şarkılar çalıyorlardı. sevindim. 153 gün sonra bir sigara yaktım. güneşi beklemeye koyuldum.
.

güneşi beklerken haberleri karıştırdım. leonard cohen ölmüş. üzüldüm. telefonuma baktım. miracle şarkısı var. onu açtım. şarkı başladığında güneş bulutların arasından çıktı. vücudumdan evvel ruhum ısındı. şarkı bitti. güneş gitti. şarkıyı yeniden açtım. belki geri gelir diye. gelmedi.
tom waits ustaya sarıldım. bir çay daha söyledim. ardından bir sigara daha.
.
pazar gününü neşelendirmek isteyen insanlar geçiyor önümden şimdi. akşamki fırtınadan habersiz. en çok çekirdek aileler. oysa hepimiz biliyoruz. kimilerimiz okula, kimilerimiz işyerlerine tıkılacağız yarın. söz verdim kendime. bir daha dünyaya gelirsem sadece pazarları çalışacağım. kalan 6 gün hiç bilmediğim sokaklarını keşfedeceğim istanbul'un. hiç bilmediğim..
.

* ayfer tunç - taş-kağıt-makas