14 Kasım 2016 Pazartesi

kırkikindi

bu kış da üşüyor ellerim. her kış olduğu gibi.
biliyorsun.

yokluğunda hep üşüyecek. 
biliyorum.

sonumuz n'olacak?
bilmiyoruz.
.
ellerim sanki. ahmet kaya dinledikçe daha çok üşüyor. üç gündür. ağırdan alıyorum hayatı. ses etmezsem geçer diye. 
geçmiyor. 
hayat ne garip şey!
.
bu sabah. yapacak daha iyi bir işim yoktu. tuttum odayı arşınladım. enine on. boyuna on buçuk aldım-verdim adımı. 43 numara. tahminimden büyükmüş odam. yine de küçük geliyor. sıkışıyor, darlanıyor, boğuluyorum. her gün. 10 saatim burada geçiyor. burası benim kaderim. annem de  öyle demişti. "bu senin kaderin. bu senin kaderin." bir hafta kulaklarımda çınlamıştı. rahmetli yaşasaydı. o da öyle derdi. "oğlum bu senin kaderin." şimdi işte. ben de öyle diyorum. bu benim kaderim. 
sahi! bekir'de öyle demişti* 
"kaderin böyle. yolu yok çekeceksin" hepsine kafa sallıyorum. öte yandan. ama insan kendi kaderini.... diyecek gibi oluyorum.
diyemiyorum.
en iyi ve tek bildiğim şeyi yapıyorum.
yazıyorum.
yazmak dışında tutamağım yok çünkü.
yazdıkça ısınıyor ellerim hem.
doğrusu bu ya; bazen de nefret ediyorum. her gün aynı sıkıntıları çektikten sonra yaz yaz nereye kadar? 
hem niçin? 
kuşlara da kızıyorum. böyle pervasızca, böyle özgürce ve böyle insan çatlatırcasına. 
neden?
.
gel-gitlerim. 
neyse ki çabuk geçiyor. zira hayal ediyorum.
hiç bilinmedik yerlerde el ele yürüdüğümüzü. 
bir gün diyorum. kırkikindi yağmurlarında birlikte yürüyelim.
olur mu?
.
ahmet kaya - hep sonradan

* masumiyet (1997)-zeki demirkubuz