9 Kasım 2016 Çarşamba

kalanlar

metro istasyonlarının derinlerdeki ürperten serinliği gibi yokluğun.

ne tuhaf. 
hayatım bir müsvedde kağıdının ardında. sabah yazıyorum. akşam siliyorum. arada pencereden bakıyorum. 
özlüyorum.

yalnız seni arıyorum.

az önce.
en sevdiğim kelimeyi aradım. 
sen'i buldum.

oysa en masum olanlarımız "şiirler" bu bahiste.

bugün. 
kuşlar yok. bulutlar yok. sen zaten yoksun. gökyüzü gri. düşüncelerim kahverengi. kimsesizliğimizi özledim.
şimdi.

özlemek fiilinin hakkını vermeli.

çocukluğa özlemim sırf yaralardan. ilk zaman acı verseler de tüm yaralar mutlak kabuk bağlardı. şimdi öyle mi? yıllar geçse de kabuk bağlamayan yaralarımız. kanıyor. kanıyor..

içimden ince saz şarkıları geçiyor.

ilk sevda sözüne kanıyorum. tezer özlü. "kasım. ölme ayı." der. kasımda şarkıları yasaklamalı. kuşları serbest bırakmalı. 

sonbahar çocuğu olmak zordur.

yaşasaydı yahut tanısaydı beni de severdi tezer hanım. lodosta başı ağrımayanları severmiş.

bu kış diyorum; huzursuzluğun kitabı'nı bitirmeli.

eylül geçti. ekim bitti. kasım ayaklandı.
ama hüznümüz baki....