23 Ekim 2016 Pazar

bazı soruların cevabını duymak istemezsin*

insanın gönül telini titreten şarkılar vardır ya hani. mesela cemali'nin duymak istiyorum şarkısı. bu sabah yine, nereye gittiğini bilmeyen derviş misali dumlupınar sokağı'nı adımlıyordum ki, çarşı esnafınının pazar telaşının arasından dokundu kalbime. sırtımdan kurşunla vurulmuş gibi donakaldım. aslında vurulan kalbimdi. arkama döndüm. küçük bir cafe-barın karanlığından tüm dünyaya yayılıyordu bu büyülü melodi. toplasan bir kaç dakika ama bana sorsan saatler süren bir zaman yolculuğunda, yolun ortasında, orda öylece durup şarkıyı dinledim. uzaklara gittim. çok uzaklara. sonra bir esnafın sokağı yırtan sesiyle kendime geldim. kaldığım yerden, ağır adımlarla, güneşi bulma umuduyla hayyam çayevi'ne doğru yürüdüm.


güneşsiz ne hayyam'ın, ne de çayının tadı vardı. üstelik kulaklığımı da evde unutmuştum. telefonun sesini açarak müzik dinlemeye utandım.
"bi'çay daha vereyim abi" diyen garsona sağ elimi bilekten yukarı kaldırmak suretiyle hayır dedim. benim gibi pazar sabahının köründe uyuyamayan insanları izledim bir süre. sonra bir ara yukarı, gökyüzüne baktım. gri ve kasvetliydi. inceden yağan bir de yağmur vardı. bu saatten sonra güneş açmaz diye düşündüm. sonra seni düşündüm. seni. hep seni. mütemadiyen seni.... aslında her gün seni düşünüyorum...
bilmiyorsun.
sormak, söylemek istediklerim vardı hem.
ama..
ama işte!
olağanüstü hal gibiydi bu sessiz aşkımız, vuslatımızı bir süre daha uzatmaya karar vermişti bir kere kader.
dün akşam izlediğim woody allen filminde tam da içinde olduğum bu ahval ve şeraite uygun bir şekilde ; "bazı soruların cevabını duymak istemezsin" deniyordu.

ama ve her şeye rağmen ben yine de sormak istiyorum.
hayallerim, 
hayallerim sevgilim.
sonsuz hayallerim,
asla sensiz değil.
bunu biliyorsun değil mi?
.
.
.
*cafe society(2016)