13 Eylül 2016 Salı

konuşmadığımız şeyler var*


hani olur ya, insan kilometrelerce ve bazen yıllarca ilerledikten sonra iki farklı yöne açılan bir yol ayrımına gelir. karar vermesi, yollardan birini tercih etmesi gerekir. çünkü ve zira durup beklemenin kimseye faydası yoktur. oysa ben sevgilim, tam bin sekiz yüz yirmi beş gündür o yol ayrımında durmuş öylece bekliyorum. tıpkı "köprüdeki kız"  adele gibi, bir şeylerin olmasını bekliyorum, olmayacağını bilerek.
.
her geçen gün artarak etrafımızı çevreleyen, gökyüzünün maviliğini azaltan beton binalardan, kalabalık ve dahi gürültüden, üniversite sorusundaki havuz gibi bir dolup bir boşalan bu şehirden sıkıldım. aslına bakılırsa kendimi tekrar etmekten ve sıkıntılarımdan da sıkıldım. böyle vakitlerde bir fransız romantik komedisinin içine yerleşip sonsuza kadar orada kalmayı düşünüyorum. bazen de içli bir orta anadolu türküsü olabilmeyi umut ediyorum asırlardır söylenegelen. bazı zaman ise şu kocaman, özgür beyaz kuşlara öykünüyorum. en kötü diyorum bir mevsim rüzgarı olup oradan oraya, iklimden iklime savrulayım. aynı yerde beklemek çünkü sevgilim, çok zor. 
çok zor.