2 Eylül 2016 Cuma

eylül geldi sonra

ne vakittir hüznümü kaybetmiştim. hükümsüzdü. tıpkı ıslak bir temmuz akşamı uçup giden okuma isteğim ve yazma iştahım gibi. üstelik film de izlemiyordum iki ayı aşkın bir zamandır. eylül geldi sonra..
.
pişmanlıklarım oldu yakın geçmişe dair. misal geçen hafta, saatlerimi geçirdiğim şu ağacın altında niye hiç pessoa okumamıştım?


bugün saat dördü beş geçe bardağımdaki son çay kütlesini yudumlarken bunu sordum kendime. içimde acayip bir pessoa okuma iştahı kabardı. bir an önce eve gitmek istedim. mesainin bitmesine iki saat vardı. gidemedim. eylül geldi sonra...
.
oturdum, kişilik testi yaptım kendime. nadir görülen bir kişilik tipim varmış. bir sürü şey daha yazıyordu. astroloji burcu gibi bir şeydi. attıkları-yazdıkları çok şey tutuyordu hakkımda. ama kendi hakkımı da yemeyeyim şimdi. ben de dürüstçe cevaplamıştım soruları. israf olmasın diye müsvede kağıda çıktı aldım kişilik tipimi! ama okuduktan sonra yırtıp attım. galiba biraz toner israfı oldu. dört sayfa yazıdan, o kadar özellikten aklımda kalan; eczacı ya da akademisyen olabilirmişim. bir de gönüllü olarak sosyal yardım kuruluşlarına katılacak tipim varmış. oysa hiç biri bırakın yanımdan geçmeyi aklımın ucundan bile geçmemişti. sonra işte biraz müzik açtım. emre aydın çıktı. bu çocuk demiştim 2011 baharında, bu çocuk beni öldürüyor! işaretlere inanmasam da bir sebebi olmalı bunun dedim içimden. belki kaybolan hüznüm geri gelir diye odanın kapısını kapatıp telefonumdaki 20 emre aydın şarkısını sırayla dinlemeye başladım.
eylül geldi sonra..