8 Eylül 2016 Perşembe

ama işte


beni bu kadar yoran hayat mı yoksa çalışmak mı acaba diye düşündüğümde saat onsekizi biraz geçiyordu. ondan biraz önce de emekli olacağım günü ve emekli maaşımı hesapladım yalan yok şimdi.
aslında bunları yapacak gücüm de hevesim de yoktu ama.
ama işte..
.
hem boş işler biliyorum. lakin insan bir kere düşmeye görsün sevgili viktor. boş mu dolu mu, ak mı kara mı, aşağı mı yukarı mı ez cümle sayılabilen ve sayılamayan tüm zıtlıkların arafında cereyanda kalıyor.

şimdi misal gidilecek onbeş km yolum var. en normal şartlar altında otobüsle yarım saat, arabayla onyedibuçuk dakika. lakin ve malumun ülke ve insan olarak normalimiz olmadığı için gerçekte yaklaşık bir saat otuzdört dakikalık yolum var. uçarak daha kısa sürer tahminim. ama ne kadar sürer bilmiyorum. çünkü daha önce hiç uçmadım. doğrusu çocukken iki kez denedim. muvaffak olamadım. arkadaşlarım, kanatlarım olmadığı için başarısız olduğumu söylediler. onlara katılmadım. eksik olan kanat değil, tecrübeydi. sürekli değişen zaman ve olaylar da cabasıydı. yüzüstü atladığımın üç sene sonrası, birinci kat balkonundan sırtüstü atlamayı denedim. rahmetli de parlement mavisi montuyla peşimden atladı. sanki bu sefer olacak gibiydi rahmetli araya girmeseydi. benim o'na kızmam gerekirken o bana kızdı. çok kızdı. yılmadım. biliyordum ki; allah'ın hakkı üçtü. ve bu sefer kesin olacaktı. bir sabah kimseye haber vermeden çok erken bir vakit yoldan epey yüksekteki ön bahçeye çıktım. atlamak için tüm hazırlıklarım tamamken asker abinin biri tüfeğinin ucuyla kışkışlıyarak "çocuk hemen içeri gir" dedi. meğer 12 eylül darbesi olmuş. ondan sonra zaten çabucak büyüdük. ayaklarımız daha çok yere bastı. uçmayı unuttuk. milli müfredata uygun adım yürüdük...

ilk ve orta öğrenimimi istanbul'da tamamladım. hızımı alamadım yüksek öğrenimi de bu altın şehirde tamamlayıp özel bir şirkete kapağı attım. bir vakıt sonra dediler askere gitmelisin. gittik-geldik. bu sefer çoluk çocuğa karışmalısın, hazır karışmışken de 558 ay vadeli ev, 367 ay vadeli araba, 135 ay vadeli tatil almalısın dediler. günde 10 saati işyerinde, 4 saati yolda harcamanın geri dönüşümü olan fazla elektriği de haftasonları yapay göllü, killi topraklı belediye parkında atmamız salık verildi uzmanlarca. işte ilk kez, alıp başımı gitmeyi,  kışları ılık ve yağışlı, yazları kafasına göre takılan bir iklimde yaşamayı bu killi parklarda hayal ettim sevgili viktor. o gün bugündür de hayal ediyorum. 
ama beni asıl yoran şey; bu şarkılar canım viktor. ah bu şarkılar...
.
glen hansard&colm maclomaire - everytime