24 Eylül 2016 Cumartesi

bazı şeyler : 21 - 25

21 - sarı dolmuşun kaptanı power fmden sıkılıp radyo alaturka'yı açtı. duygu yüklü uşşak yahut hicaz şarkıyı zeki müren çok güzel icra ediyordu. ama asla yalnız değildi. arkamdaki abi de o'na eşlik ediyordu. sesli, üstelik makamlı. zeki müren, arkadaki abi, dolmuş şoförü ve ben kadıköy altıyol'a kadar böyle hüzünlü geldik. sonra ben müsait bir yerde indim, onlar devam etti.
.
22- sahilde "günün yorgunluğunu boğaz turuyla atıyoruz" diyor motorcu abi. peki ya yılların yorgunluğunu kaç boğaz turu dindirir yahut ne dindirir? dedim motorun hemen yanında, selfisine haydarpaşa'yı arka fon yapan güzel, sarı saçlarını düzeltirken. bir motorcu abiye, bir sarışın güzele baktım. sonra bulamadığım cevabı bilahare düşünmek üzere zihnimdeki cevapsız sorular kazanına attım ve manzara-ı umumiye odaklandım. etrafımdaki insanların yarısı selfie çekme, kalan yarısı da motora ya da vapura yetişme derdindeydi. koca kadıköy sahilde hareketsiz iki canlı türü olarak; bir ben, bir de yanı başımda aylak aylak güneşin tadını çıkaran sarman kedi vardık. sonra işte orhan veli'nin dediği gibi; her şey birden bire oldu. kız oğlanı yanağından öptü, bir martı denize sorti yaptı, orta yaşlı, sarışın kadın beşiktaş motoruna son anda yetişti...
.

23- öğleden sonra moda'dan aziz istanbul'a baktım. kalabalığını ve betonlaşmasını saymazsak hiç değişmemişti. yine çok güzeldi. muhteşem denizi, adaları, sultanahmet'i, ayasofya'sı ve tablo gibi güzelliği ile başımızı döndürdü yine. eyvallah istanbul. eyvallah.
.
24- kadıköy'ün en sevdiğim yanını icra ederek, çok güzel isimli sokaklarını adımlayarak sahile indik. arkadaşım fazıl hüsnü dağlarca sokağını çok sevdiğini söyledi. ben sakız gülü'nü saymazsak sarraf ali sokak'la misbah muayyeş sokak arasında kararsız kaldım. lakin hepsi güzel, hepsi bizim. arayıcı başı sokak, dere gezinme sokağı, miralay nazım sokak, kadife sokak, ağabey sokak, şair nefi sokak, şair latifi sokak . ezcümle say say bitmez. ama çok güzel sevilir.
.
25- sanat musikisiyle başlayan günün finalini kadıköy-pendik'le ve ağır abilerle yaptım. arabeksin damar olup aktığı bir minibüse ve minibüsçüye rastlamayalı uzun zaman olmuştu. müslüm gürses, ferdi tayfur, orhan gencebay ve onüç yolcu damar damar üstüne geldik valla. ama çok güzeldi o ayrı.