5 Temmuz 2016 Salı

akşam sefası

çiçekli sinisini arka fon yapıp meşhur sarması ile baklavasının fotoğrafını çekiyordum mutfakta.
"çiçeklerimin resmini de çek" dedi.
"nerdeler?" diye sordum.
"bahçedeler. ama şimdi değil" dedi.
"ne farkeder ki şimdi çekeyim işte hazır niyetlenmişken" dedim.
"olmaz. akşama açacak bazıları. akşam safası diyorlar hiç duymadın mı?" dedi.
"duymadım" dedim.
.
bir aydır. çok az uyuyorum. sıcaklar olabilir sebep. başka şeyler de. gece o kadar az uyumama rağmen gündüzleri hala uyuyamıyorum. oysa uyuyabilirim sanmıştım.
bu sabah yine kargalardan önce uyandım. televizyonun radyosunu açtım. bir kaç sayfa mektup yazdım. sonra sildim tüm yazdıklarımı. balkona çıktım. istanbul sakin ama delicesine sıcaktı. daha fazla çıldırmadan, nemi ve sıcağı çoğalmadan yola çıktım.
.
bayram tatili nedeniyle yol açıktı. işte özlediğim istanbul buydu. trafik yok denecek kadar az, gürültü, kalabalık hissedilir derecede azalmış, etraf sakindi. sadece sıla ve ben. bir de uzayıp giden gri asfalt.
oysa nefret ettiğimi sanırdım araba kullanmaktan. trafik olmayınca bir de sıla olunca seviyormuşum. bugün bunu anladım. hem böyle hiç durmadan çin'e kadar gidebilirdim. leyla'da olsaydı şayet yanımda. gidemedim.
.
sekiz otuzda annemin kapısına dayandım. habersiz gelmiştim. ertesi gün bekliyordu beni. sevindi. gözleri parladı. ama geçen ay saatini okumayan elektrikçi olmadığım için üzüldü bir yandan. 
"hep evde yokken geliyorlar. bu ay da gelmezlerse çok yüklü gelir sonraki fatura" diye serzenişte bulundu.
dert edeceğini bile bile "dert etme anne" dedim. "ben telefon ederim gelirler bayramdan sonra."
"unutmazsın di mi" dedi.
"unutmam" dedim. 
.
her geçen saniye artan sıcak ve nem kozunu anneme de oynadım. yoksa iki saat evden çıkaramazdım o'nu. yine de yarım saat oyalandı. ocağı kapattım mı ışığı söndürdüm mü evhamlarıyla. dayanamdım.
"anne memlekete gitmiyoruz. yarım saat gidip geleceğiz" dedim. 
sekiz dakika sonra rahmetlinin mezarındaydık. her geldiğimizde biraz daha artıyor mezarlık sakinlerinin sayısı. mahalleden yan komşumuz şevket amca burada da komşu babamla. yan yana yatıyorlar. üç sene önce defnettik o'nu. babama onbeş yıl oldu. eskiden konuşurdum o'nunla. şimdi sadece yazıyorum. 
"çam ağacı ne güzel büyüdü" dedi annmem duasından hemen sonra. bir yandan mezar taşını yıkayıp bir yandan kalan çiçeklere su veriyordu. eskiden, üç beş sene evveline kadar annem de konuşurdu babamla. ama şimdi susarak anlaşıyorlar. belki eskisi gibi konuşurlar diye yanından ayrılıp arabaya gittim.
.
birazdan un helvası yapacak. mutfak dolabının en tepesinden büyükçe bir tencereyi indirtti bana. 
tam tencereyi verirken aklıma geldi. "akşam kaçta çıkarlar" diye sordum?
"kim" dedi.
"akşam sefaları" dedim.
güldü. 
"akşamüstü işte" dedi.
.

sıla - ne çok