22 Nisan 2016 Cuma

yolun bundan sonrasına katırlarla devam edeceğiz

mesai bitip haftasonu tatilini ilan eden fabrıga sireni çaldığında düzenli olarak, her gün yazmaya karar verdim. biliyorum çok alakalı görünmüyor. ama gerçek bu sevgili ibrahim. akdenizden gelen bu yüksek motivasyon gazını kaçırmamak için de durumu nah buradan, bir belediye otobüsünün en sevdiğim tekli koktuğundan aççık ve seççik hem ifade hem ilan, galiba biraz da aşk ediyorum.
lakin bu benim için iyi, okuyucu için sıkıcı olabilir. zira her gün kadıköy'den ataşehir'e dönen küçük dünyamda büyük tekrarlarım var benim. 
fakat bu kutlu göç yolunda ne olur, ne olmaz bilemem yine de. hem söylemiştim; ben her şeyi bilemem. 
ama bildiğimi sandığım şeyler var. misal şu sağ cenahtan içeriye baktığı söylenen 625 takipçinin tahmin ediyorum ki 25 kişisi her gün ziyaret ediyor. ki en asil duygunun insanı, bizatihi benim ve blogumun baş tacıdırlar kendileri. ikinci 25 kişilik grup ; -yine tahminlerim üzerine- buraya yazı astıkça yahut iki ila beş günlük zaman diliminde ziyaret ediyorlar mutedil kıyıları. onlar da hoş gelmişler, safalar getirmişler.
bir grup daha var ki, onlar üçüncü 25likler; 'asi ruh' gibi hiç bir kişi,kurum yahut örgüte bağlı olmayan topluluk halinde hareket etmeyen, yalnız kurt timsali yalnız yiyip, yalnız içen ve elbet yalnız okuyan kişi veya kişiler. bir gece ansızın ya da alakasız zamanda mutedil kıyılar akıllarına gelir, "yahu bizim bir mithad selim vardı. n'oldu o'na" diyerek geçerken bir uğrarlar. onları da seviyoruz. sayıyoruz. ama pamuklara sarmıyoruz. o kadar da değil. 
son tahlildebdördüncü bir 25'lik var mı onu ben de bilmiyorum. sadece olmasını ümit ediyorum.  ve onları da sevmek istiyorum sevgili ibrahim. 
.
ben mesela , bugune kadar içimden geçenleri hep yazdım da, içimden gelenleri hiç yapmadım biliyor musun? sor bana pişman mıyım?!  üzgünüm.
sadece üzgün.
üzülmenin bazı şeyleri geri getirmeyeceğini bilecek kadar üzgünüm.
ya da hep aynı nakaratları yinelemek istemeyecek kadar yorgunum.
veya bir kokunun darmaduman edebileceği kadar hüzünlüyüm.
aşkından çöllere düşen kays kadar biçare bazen. ama aynı şarkıyı arka arkaya yüzellialtıdefa dinleyecek kadar coşkulu ve mutlu bazen de. olmadık yerde hayata gülümseyen bir de.
anlayacağın sevgili ibrahim, şarkıdaki gibiyim;  iyi, kötü, güzel, çirkin her biçimdeyim.
misal şimdilerde etrafımdakilerin benden bir bir uzaklaşmasını sadece izliyorum. yanlış ya da eksik anladıklarını anlatma düşüncesi dahi yoruyor beni. yazdıklarımı bile yeniden yazamazken üstelik.
anlatmak zor. çok zor. o zaman dedim ki kendi kendime; madem anlatamıyorum, o vakit yazarım ben de. yazarım. her gün yazarım.
.