23 Nisan 2016 Cumartesi

23 nisan

seni bilmem ama bana sorarsan evden hiç çıkmadan, üst üste dört juliette binoche filmi izleme havası var bugün istanbul'da ibrahim.
lakin mahkumuz, prangalıyız. bilinmeyen yahut bildiğimizi sandığımız sebeplerden cumartesinin dokuzbuçuğunda prenses atiye'nin sokağında ekstra işime giderken buldum kendimi. tatil sabahına muhalefet eden bir kalabalık hakim sokaklara. misal sahiplerinin mi köpeği yoksa köpeklerin mi sahiplerini gezdirdiği belli olmayan şaibeli yürüyüşler, siyah range roverında kısa saçlı, güzel burunlu sosyetikler, üstünden artık tren geçmeyen alt geçitin hemen çıkışında tahta sandık üzerinde selpak satan beyaz kıvırcık saçları siyah sakalına karışmış gözlüklü adam, caddenin kadıköy yönünde sarı dolmuştan inip yolun karşısına geçmek için beraber yeşil ışığın yanmasını beklediğimiz kahverengi deri ceketli, mavi blucinli sarışın ve diğer şehir insanlarının hemen hepsi cumartesi günü juliette binochet'den daha kıymetli işleri için koşturuyorlar. koşturuyoruz.
.
hepsinin, hepimizin bilmediği yahut tecahül-i arife sığınıp unuttuğumuz bir şey var oysa ki. ölüm.
.
o yüzden sakin olalım. yavaş yürüyelim. çevremize bakalım. baharla birlikte çiçeklenmiş  bir ağacı görelim mesela. yahut başımızı göğe kaldıralım arada bir, canım kuşlara, bulutlara ve hatta bugün somurtup güneşe yüz vermese de lacivert günlerinin hatırına gri gökyüzüne selam verelim. gidebiliyorsak deniz kenarına gidelim. bu mavi ve yosun kokulu güzelliğin kulağına sevgi sözcükleri fısıldayalım.
.
velhasılı kelam juliette'i de unutmayalım. bugün en az iki filmini izleyelim.
cate blanchett'de olur.
.
son çalan şarkı : hindi zahra - stand up