27 Ocak 2016 Çarşamba

kartpostal yazıları-ben bazen istasyonu bulamayan bir adamım*

                    

şubat ortasında aylak ayartan bir bodrum güneşinde olmak ne güzeldir bilir misin sevgilim? ikibinsekizin şubatını, o günkü hislerimi özledim bugün. fazla uzun sürmedi ama. doğanın kanunu; mutlu hatıralar kısa, acı gerçekler uzun sürer.
.
şimdi enrico macias, herkesin ismini ve sözlerini bir çırpıda hatırlamayacağı lakin melodisini tüm dünyanın bileceği tanıdık bir şarkıyı seslendiriyor. bense odamdaki tek manzarayı izliyorum. 
metrelerce uzakta, dağdan küçük, tepeden büyük, üstü karla kaplı ve kısmen beyaz bulutlarla kaynaşmış yükseltiye bakıyorum. bu sırada beynim boş durmuyor, şarkının ve dışarıdaki güneşin etkisiyle gidebileceği en uzak, en ulaşılmaz sanılan gönül adalarıma çıkarma yapıyor tüm kuvvetleriyle. ses etmiyorum. zira çarpışmak için ne mecalim ne de keyfim var. izliyorum sadece. zorlu bir tepeyi daireler çizerek aşmaya çalışan yolcu otobüsünü seyreder gibi tıpkı. sonra basit, gündelik şeylere gidiyor aklım. misal biraz sonra çayım gelecek. ve ben çay içeceğim diye mutlu oluyorum. tüm yorgunluklarımı unutuyorum. çay içmek çünkü dünyanın en huzur veren ikinci eylemi sevgilim. birincisi seni sevmek. bunu zaten biliyorsun..
.
*cemal süreya-gül