25 Aralık 2015 Cuma

tom hanks'i çok seviyorum ama..

bir altmışbeş boylarında, esmer, kahverengi gözlü, kara kuru bir adam. fellini diyorlar o'na bu iş hanında. tam bir film kurdu. hatta hastalık derecesinde. susamış gibi, bir saniye olsun nefes almadan sinemaya dair bildiği ve sevdiği ne varsa anlatıyor dakikalardır.
ilginçtir böyle mütemadiyen konuşan insanlar beni yorar, bir türlü odaklanamam normalde. oysa fellini'nin değişik bir büyüsü var. sanki bir macera filmi izler gibi soluksuz o'nu izliyorum yirmi beş dakikadır. 
bir ara gözüm beni o'nunla tanıştıran doktora takıldı. dükkanın az ötesinde blu-ray pazarlığı yaptığı tezgahtan bana bıyık altından gülümsüyordu.
yaklaşık yarım saat önce "fellini bak kimi tanıştıracağım seninle" der demez gözleri yuvalarından çıkmış, ağzı kulaklarına varmıştı fellini'nin. 
"abi yoksa yönetmen mi?" diye sordu heyecanla.  
"hayır. mithad selim benim kadim dostum. senin gibi sinema aşığı o da. müthiş sinema hafızası var ve tom hanks'i seviyor.." 
"doktor mübalağa etme istersen" demeye kalmadı. 
fellini girdi araya, iki tabureyi çabucak köşedeki masaya çekerek tezgahı kurdu ve "çay söyleyin abime" dedi.
böyle başladı fellini ile tanışıklığımız.
hayranlığımla şaşkınlığım iç içe geçmiş halde gözümü kırpmadan o'nu dinliyordum.
vedat'mış adı. ama hastalık derecesindeki film tutkusu yüzünden fellini vedat diyorlarmış. sinemayla yatar sinemayla kalkarmış. kendi deyimi ile orta sonun yaz tatilinde bir video dükkanında çıraklık yaparken tutulmuş bu 'ince hastalığa'. lise ikiden terk. doğru dürüst bir iş yapmamış.  yaptığı bütün işler sinema ile ilgili olmuş hep. babasının istemeyerek verdiği sermaye ile geçmişte iki dvd dükkanı batırmış. beyoğlu sinemalarında yer göstericilik yapmış. şimdi bu dvd dükkanında yevmiye ile çalışıyormuş. bu arada iki tane film senaryosu varmış. elinden tutacak, sanatını dünyaya gösterecek bir yapımcı arıyormuş. ama öyle herkese de vermezmiş senaryosunu. kimselere anlatmayacağıma dair en kutsalımın üzerine yeminler ettirerek senaryolarını özetledi oracıkta. ayrıca bir de şartı varmış. mutlaka tom hanks oynamalıymış filmlerinde. 

"çok mu seviyorsun hanks'i" diyorum.
"tom hanks sevilmez mi abi?" diyor gözlerinin içi gülerek. "sen sevmez misin ki?"
"severim elbet. forrest gump mesela bir numaralı filmidir benim için. the terminal'i de çok severim. sonra..."

ben sözümü tamamlamadan hanks'in bütün filmlerini yapım yıllarıyla birlikte bir çırpıda saydı.
sonra birden yüzü hüzünlü bir ifade aldı. sigarasından derin bir nefes çekti. dumanını efkarla üfledikten sonra ağır ağır anlatmaya başladı.

"tam üç yıldır her hafta mektup yazıyorum tom hanks'e. o'na hayranlığımı, senaryolarımı yazıyorum her hafta bıkıp usanmadan. kara sevda gibi bir şey oldu abi benimkisi. bazen ben de şaşırıyorum kendime. kızıyorum da. robert de niro'nun 1996 yapımı fanatik isimli bir filmi vardır bilir misin? bazen o filmin içinde yaşıyor gibi hissettiğim oluyor. ama uyanıyorum sonra. neyse demem o ki; o kadar ısrarıma rağmen bir kez olsun dönmedi adam mektuplarıma."

"yoğundur belki işleri " dedim söylediğime kendim de inanmayarak..

"ne işi olacak abi. 'artiz kibri' işte.  artiz büyülenmesi. bizim gibi çaylaklara harcayacak zamanları yok işte. o'nun yerinde olsam belki ben de o'nun gibi davranırdım. bilemiyorum. çok da kızamıyorum o yüzden."

"bak sana ne diyeceğim fellini."

"söyle abi."

"ama yok boş ver. iyi bir fikir olmayabilir bu. sen tom hanks'i bu kadar severken üstelik."

"ölümü gör söyle abi. lütfen."

"diyorum ki, siktir et tom'u, yeşil yol'u. seni istemeyeni sen ne yapacaksın. bence senin senaryolarının adamı russel crowe. ha ne dersin?"

"canım abim. pardon ismin neydi?"

"mithad"

"mithad abim. sen güzel bir abiye benziyorsun. bak bir saate yakındır burada güzel de bir muhabbetimiz oldu. eyvallah beni sevdin biliyorum. ben de seni sevdim. ve beni düşünerek teselli amaçlı söylüyorsun bu russle crowe'ları, robert de niro'ları. biliyorum. eyvallah sayın abim. eyvallah. lakin sen benim nah şuramdaki (sağ avuç içini sol göğsüne dayayarak) tom hanks sevgisini bilemezsin sayın abim. bilemezsin. o yüzden bu russle crowe'muş, colin farrel'mış yapma mithad abim. yapma. sana saygım sonsuz, sen de sevgime saygı göster sevgili abim. bu bahsi burada kapatalım. olur mu?"

"peki fellini dediğin gibi olsun. umarım beklediğin cevabı alırsın tom'dan. dahası senaryoların günün birinde tom hanks'in oynayacağı şekilde filmleşir. ve artık eşek değilsin ya galaya beni de çağırırsın artık."

oturduğumuzdan beri ilk kez bu kadar keyiflendi fellini. üst taraftaki iki eksik dişinin görünmesine aldırmadan kahkahalarla güldü. ardından boşları almaya gelen garson çocuğa dönerek
"kahveciii. abime bir orta şekerli getir hemen. bana da bir demli çay."

.