1 Aralık 2015 Salı

belki bir gün asaf okuruz pier loti'de

bir sabah diyorum sevgilim
bir sabah, mesela altı kırk dokuzda ezberlerimizi bozmakla başlarız güne
önce sen kurtulursun yüklerinden sonra ben
1699 karlofça'dan bugüne
kahvaltıyı güneş vuran ön balkonda yapmak için ısrar ederim kasım ayazında
sen çayı bana demletirsin uyku sersemi ama en ikna edici güzelliğinle 
çünkü ben çok güzel çay demlerim -bunu ikimizde biliyoruz-
ve sen çok güzelsin
bunu da yalnız ben biliyorum
.
sen bir kez daha üzülmeyeyim diye beşiktaş'ın yenilgisini gizlersin kahvaltı haberlerinde
ben anlamaz gibi yapar bir kere daha aşık olurum sana
"kuşlara ekmek vermeyi unutma" derken bana
vaya con dios çalarken çözdüğümüz çengel bulmacanın resimdeki sanatçısını bilmezlikten gelirim sen sevinesin diye 
oysa tecâhül-i arif yaptığımı anlarsın ve bana bir kez daha aşık olursun
"çıkarken atkını sarmayı unutma" derken sana
.
üçyüzaltmışbeş gün altı saat hem düşünür hem yazarım seni
ama ve yine de yağmurlu bir öğle sonrası işten erken çıkıp beraber eski türk filmi izlemek yahut en sevdiğimiz kış güneşinde sahile inip "garson bize iki çay. birisi açık" demek gibi özlemlerim  oluyor bazen
çünkü hâlâ yapamadıklarımızı özlüyorum
çünkü hâlâ ihtimallerin şefkatine sığınıyorum 
belki diyorum
serin bir akşamüstü asaf okuruz pier loti'de.
.