29 Ekim 2015 Perşembe

savur saçlarını termessus

nasıl hiç görmediği birine aşık olabiliyorsa insan. hiç görmediği ve gitmediği bir yere de sırf sevdiği bir yazar bahsetti diye aşık olabilir. ben oldum mesela. dün gece on biri biraz geçe. öyle ki; kalem olsam salt o'nu yazar, nehir olsam o'na dökülür, kuş olsam o'na kanat çırpardım.
deniz seviyesinden ortalama binyüzelli metre yükseklikte, çığlık çığlığa severdim.
çok severdim.
ama ve oysa ki sevgilim; literatürün aksine acı olan gerçekler değil bilakis gerçek olmayanlardır. hayaller mesela. gerçekleş-e-meyen bir türlü. en küçüğünden, en heybetlisine. durum tespitine olanak vermeyen "bu olmadı o zaman yenisi gelsin trenine" kaçak yolcu timsali bindirilen hayaller. hayallerimiz.
ve düşünmek aslında. bu temasta hem iz bırakır, hem yalnızlaştırır insanı. madem bu kadar çok düşüneceğim o vakit bir uçurum çiçeği olmalıydım. en tepede, en deniz gören bir zaviyede. karayelle dost, poyrazla barışık ve güneşe alışık bir uçurum çiçeği diyorum sevgilim.

.
sahi, uçurum çiçeğinin hikayesini bilir misin?..
!..
sorun değil.
ben de bilmiyorum.
.