17 Temmuz 2015 Cuma

taci ağabey

şu hayatta rolleri vardır herkesin, bilirsin doktor. rollerimiz, oynarız malum. kimileri doğuştan yeteneklidir rolüne. dolayısı ile hayata da son derece hakimdirler. sorun yoktur onlar için. benim gibiler ise adapte olmakta sıkıntı çekerler hep. çocukluk, ilk ve son gençlik, orta yaş yılları sorunludur hep. rahat edemezler hayatta. en başta kendileri olmak üzere kavgalıdırlar hep hayatla.
ama taci ağabey öyle değildi. biliyorsun rezil bir ortancaydım ve abim yoktu benim. abi diye benimsediğim tek insan taci ağbi. hayata dair umudum. idolüm o benim. futbolda marco van basten'im. sinemada nuri bilge ceylan'ım. müzikte yann tiersen'im. romanda yusuf atılgan'ım. çok kitap okur. bir o kadar film izler ama az, ama öz konuşur. düşün, radyo dinlemeyi seven cep telefonu sahibi olmayı istemeyen nev-i şahsına münhasır bir adam.  çocuk da istemedi. yok hayır sorumluluktan kaçtığından değil. bilakis başta çocukları olmak üzere insanları severdi. ama işte dünya halleri bilirsin. öyle bir dünya, öyle bir hayat ki yerkürenin bir ucuna savurdu taci ağabeyi bundan bir kaç kış kadar önce. kimseyi istemedi havaalanına gözyaşlarını görmeyelim diye. böyle de ince ve içli adamdır. tavlada bileğini bükemezsin ama yufka yüreği çabuk kırılan naif bir istanbul beyefendisi. aradım bayram münasebetiyle avustralya'yı. 

-yok dediler. 
-ne zaman gelir dedim.
-artık hiç gelmeyecek dedi ağlamaklı bir ses doktor. inanır mısınız?
ben inanmadım.