17 Haziran 2015 Çarşamba

refleks

sözler veriyorum kendime. daha üzerinden yirmidört saat geçmeden bozuyorum hepsini. vazgeçilmez bir tiryakilik gibi haftanın tek günleri hep aynı cafeye geliyorum. aynı yere oturup hep aynı şeyleri yapıyorum. son zamanlarda hayatımdaki tek istikrar bu. ama ve her seferinde bir dahaki farklı olacak diyorum. olmuyor. çünkü geçmişimi çok özlüyorum. misal bundan tam onaltı haziran öncesi ne güzeldi. ama sonu kötü bitti. ben yine de geleceğimi iplemeyip gelmişimi ve geçmişimi çok özlüyorum. fallara belki bu yüzden hiç inanmadım. ama ve belki yine bu yüzden hayatımda ilk kez dün gece kahve falı baktırdım. bir arkadaşımın arkadaşı için bu işte çok iyi demişlerdi daha önceden. ama dün ben iyi değildim. 
- içtiğim kahvenin fincanını tersine çevirip adeta burnuna dayayarak e hadi bak o zaman falıma dedim.
-bugün günümde değilim dedi.
- zorlama öyleyse siktiret. benim de çok matah bir hayatım yok zaten dedim. durdu önce şöyle bir yüzüme sonra falıma
baktı ve Özetle;
-bir döngünün içinde bekliyorsun, arkanı dönüp gitsen önün çok ferah aslında dedi.
doğruydu dediği; aslında yıllardır bir döngünün içinde debelenip duruyordum. uzunca bir süre boşvererek, bazen kendime üzülerek ve çokça kelimelerin içini oyarak hafifletmeye çalıştım bu durumu. şimdi her pazartesi-çarşamba ve cumaları bu cafeye geliyorum. her geldiğimde mutlaka yazıyorum. belki yazmak için elimde kalan tek sebep bu cafe.. sözler verip tutmamak için. dinlediğim şarkıları gelip geçen insanların yüzünde okumak için. ve belki siktir olup gitmek için...
.
son çalan şarkı: duman - öyle dertli