12 Mart 2015 Perşembe

iki film birden

 üçü çeyrek geçiyordu. soğuktu. ceviz belki de kayından olma kahverengi bir sephanın önündeki iki sedire tünemiştik. tarkan abi her zamanki efkarıyla ve de mühim bir iş yapıyor edasıyla kaçak sigarasını içiyordu. ben o'nun konuşmasını bekliyordum. lakin sessizlik tahmin ettiğimden uzun sürdü. sessizliği önümdeki çayı abartılı bir şekilde karıştırarak ilk ben bozdum. istiyordum ki bir şeyler söylesin. küfretsin bağırsın çağırsın hatta tekmelesin beni. hiç birini yapmadı. insanın sinirlerini bozan bir sakinlik zırhı giymiş gibiydi. neden sonra sigarasından derin bir nefes aldı, yarısı bitmemiş sigarasını bir sineği ezercesine ama daha çok bana mesaj verir gibi gereğinden fazla bastırdı metal kül tablasına. nihayet boğazını temizledi. ve yine o insanın sabrını zorlayan sakinlikte ağır ağır anlatmaya başladı.
-bak evlat dedi......
 ...
bilinenin aksine insanoğlunun hayatı gözlerinin önünden bir film şeridi gibi sadece ölümcül anlarda geçmez. ki asıl tehlikeli olan da budur. çünkü ölümcül olanda direkten dönmüşsündür ve adeta her şeye yeniden başlayacağın sıfır kilometre bir hayat hediye edilmiştir sana.  dönmemişsen zaten bilet yanmıştır ve dert edecek bir meselen de yoktur. oysa ki bahsettiğim sıradan "film gösterimlerde"  değişen bir şey yoktur. hayatın yine aynı hayattır. sadece lise birinci sınıfı ikinci kez okuyan tembel ve beceriksiz bir öğrenci misali üstünden bir kez daha geçersin sefil hayatının. acıların tazelenir. duyguların harmanlanır. az sayıdaki neşeli anlara gitmeye ne yüreğin ne de gücün vardır. çünkü artık hayattaki keşkelerin birlik olup senden alacaklarını  mafiaya havale etmişlerdir. her gece yatmadan önce her bir keşken için ayrı bir işkenceye maruz kalırsın. o yüzden ölümcül olmayan film şeridi gösterimlerinden uzak durmalıyız.
..
belki de hakikat zarifoğlu'nun dediği gibidir; bize ağır gelen kendimizizdir.
.
kim bilir?
ben bilmiyorum.
.
yine mi çiçek