7 Ocak 2015 Çarşamba

zaman ve mekan

bunu niye yaptığımı bilmiyorum. ilk ne zaman başladığımı da. ama az önce yine yaptım. ve sanırım ömrüm boyunca yapmaya devam edeceğim. ezberlenmiş ya da öğretilmiş bir alışkanlık gibi aldığım her yeni kitabın ilk sayfasına tarih ve yer şerhi düşerim mutlaka. ve bazen de bir kaç kelimelik kendimce kısa cümleler. o an aklıma esen. tarihe not düşer gibi. belki de bir hatırlama ayini. gün gelir gereksiz bir an da gereksiz yere lazım olur diye. ya da pervasız düşüncelerimi susturmak için. bilemiyorum.
çok üzerinde durmuyor-d-um. şimdiye kadar. aslında bilgisayarın başına oturduğum yazmak istediklerim değildi bunlar. ama hiç unutmam işte yağmurlu ve serin bir eylül günü elif şafak'ın baba ve piç kitabını uzun bakışmalar sonucunda aldığımı. ne olduğunu bilmediğim, tarif edemediğim bir şey, bir duygu beni çekti kitaba. hakkında olumlu ya da olumsuz hiç bir yorum okumadığım, kimseden öneri almadığım halde. o an zaman durdu adeta ve kitapla konuştum bir süre. tarihten ziyade böyle an-ı-ları biriktirmeyi seviyorum sanırım kitaplarla ilintili. yine ve misal emrah serbes'in erken kaybedenler'ini sarı bir dolmuşun torpidosunda keşfetmiştim sağanak yağmurlu bir ağustos akşamında. hakeza sadık yalsızuçar'ın garip'ini onlarca çok satanın arasına adı gibi garipçe sıkışmış bir halde buldum. okudum. sevdim.
ama işte bu tarih ve yer belirtme güdüsü!
hani belki yıllar yıllar sonra sahaflara düşecek bu okunmuş kitaplarım, okuyanlara değişik bir duygu tattıracak. tıpkı zaman zaman benim yaşadığıma benzer. " vay be demek 1978 börek günü hatırasıymış bu kitap." diyerek kısa bir ünlemle anacak. belki de hiç bir anlam ifade etmeyecek okuyana. hatta görmeyecek bile notlarımı. lakin her şeye rağmen bir börek ve pilav günü geleneği gibi yahut kurulmuş bir saat gibi ben not ediyorum. ve çiziyorum takıldığım cümlelerin altını. belki yıllar sonra okuyanla aynı cümleri çizeceğiz. ya da benim çizmediklerimi o çizecek. yıllar sonra adını bilmediğim biri, adını bilmediği bir adamın altı çizili kelimelerini okuyacak benden habersiz. tıpkı yıllardır buraya yazdığım satırları okuyan çoğu tanımadığım insanın okuduğu gibi okuyacak yazarından ödünç aldığım cümleleri. market reyonun aynı ürüne uzanır gibi uzanacağız aynı cümlelere belki de. kim bilir?
.