19 Ocak 2015 Pazartesi

bugün günlerden pazartesi

yazmaya karar verdim. ama ne olursa. kurgudan ve mübalağadan uzak. kim okur kim okumaz, ne düşünür ne düşünmez hiç umursamadan. çünkü hiç iyi değilim doktor. hem hiç.
.
bu yüzden işte çocukluğumun geçtiği bu meydanda haykırıyorum şimdi;
yazmayarak boğulmaktansa yazarak ölmeyi tercih ediyorum...
.
uzunluğunu bilmediğim ince bir yolda yürüyorum bir süredir. fakat nereye gittiğimi bilmiyorum. sonumun nasıl ve ne olacağını da. karamsar olmak için tüm şartlar mevcut. çünkü ve zira hayat hiç bu kadar anlamsız gelmemişti.
dedim ya uzun, ince bir yol. sonunun nereye çıkacağını bilmediğim bir yol. doğrusu sonunu , sonucunu biraz da bilmek istemediğim bir yön bu. sanki bu belirsizlik ayakta tutuyor beni. kimse belirsizliği sevmez ama galiba ben seviyorum bu yetim kalmış tanımsızlığımı. çünkü biliyor ve öyle hissediyorum ki gün gelecek bu çöküş hali beni ben yapacak. ya da her gün biraz daha karartıp tamamen tüketecek... 
bilemiyorum. 
bildiğim bugünlerde o çok sevdiğim kış güneşinin bile fayda etmediği.. bir parça olsun umut aşılamadığı. halbuki bir tutam kış güneşi için dünyaları vermeye razıydım eskiden. şimdi olsa da olur olmasa da gamsızlığındayım.
oysa tam anlamıyla an'ı yaşıyorum günlerdir. ne geçmişi sorun ediyor ne geleceğe bel bağlıyorum. öylece durmuş hayatımın noktalanmasını bekliyorum. o gün belki bugündür diye umut ediyorum her allahın günü. 
.
bir tek şarkılar var her zaman olduğu gibi. anlamını bilmediğim şarkılarla ayakta durmaya çalışıyorum. bilhassa fransızca şarkılar. 
çünkü okuyamıyorum. izleyemiyorum. misal bu sabah yolda okuma niyetiyle çantama attığım tezer özlü'yü bir sayfa okuyabildim en fazla. kafamı, dikkatimi  toparlayamıyorum. insanları izliyorum sadece. canım insanlar. kim bilir ne hayalleri var her birinin? bu uğurda sabah akşam şehrin hızına ayak uydurup oradan oraya seğirtiyorlar. çırpınıyorlar. mücadele ediyorlar. gıpta ediyorum onların bu yaşama azmine. ama benim yok takatim. havlu atalı çok oldu çünkü. söylemiştim geçmiş gün ; belki önümüzdeki hayata...
.
her şeye rağmen yine de şanslıyım. sanki geçmişin hatırına güneş sıcak yüzünü esirgemiyor bugün. yaşlı ve yalnız bir belediye parkında tek başına oturmuş yazıyorum şimdi tüm bunları. kim bilir belki de tıpkı forrest gump'da olduğu gibi birazdan hiç tanımadığım biri yanıma oturur ve ben birden anlatmaya başlarım bu basit ve sıradan hayatımı o'na. kim bilir?
.