13 Aralık 2014 Cumartesi

ömür sayacı

insanları izliyorum. buradan çıktıktan hemen sonra unutacağım hal ve hareketlerini kaydediyorum gereksizce ve sessizce. çünkü yapacak daha iyi bir işim yok.  çay ya da kahve yerine portakal suyu içiyorum bu sefer. özel bir sebebi yok. içimden gelen şeyleri yapmayalı bir hayli olmuştu. buraya mesela yıllardır gelirim. hani dışarıdan baksan pek öyle ahım şahım bir özelliği görünmez. ama ben seviyorum bu dar sokağın şövalyesini. boş olduğu vakitler sokağı net gören asma kata otururum hep. işte şimdi yine buradayım. insanlar geçiyor kimi hızlı, kimi yavaş. kimi uzun, kimi kısa.  burada hiç sıkılmadan yüzyıllar boyu onları izleyebilirim gibi geliyor şimdi.  dükkanın önünde iki kadın boş masalardan hangisine oturacakları konusunda kararsızlar. iki ayrı uca gittiker önce. sonra güneş görmeyen bir masada karar kıldılar. ne yazık!
biz insanlar bilmiyoruz sanki güneşin kıymetini. bilhassa bu mevsimde. misal şu aşağıdaki kediler , dertsiz tasasız bol güneşliler. ne güzel..


bir kuşları kıskandım şu hayatta özgürce uçuşan. bir de aylak kedileri..
gerisi mesela ve hep teferruat..
.
iki eli dolu garson camdan kapıyı ayağı ile açıp gidiyor sipariş teslimine. onun boşalttığı alana leo beanheaker yakışıklılığında beyaz saçları ve siyah pardesüsü ile ellilerinin baharındaki bir adam giriyor. aynı anda dünyanın dört bir yanında kim bilir hangi olaylar cereyan ediyor ama benim için şu an en önemli olay garsonun ayak hareketi ile leo'nun savrulan pardesesü. dedim ya ötesi hep teferruat. 
etrafa pür dikkat kesilmeyle dikkat dağınıklığı arasında bir yerdeyim şimdi. karşı masama yirmibeşlerinde kıvırcık saçlı bir esmer kuruluyor. oturduğu gibi akıllı telefonuna yöneliyor bense gayri ihtiyari televizyona bakıyorum.  erzurumdaki winterfest'den bahsediyor haberde. hareketlilik dinmiyor. iki çocuklu iki ayrı çift oturuyor çapraz iki masama. aşağıya da genç bir kadın ve bir adam.insanlar geliyor, insanlar geçiyor. haftalar yine öyle. aylar ve yıllar hakeza.
bazen yeni badana yapılmış odanın kokusu gibidir hayat. kokudan rahatsız olursun. gitmek istersin. fakat gitmemek için sebeplerin daha çoktur. hem şikayet etmek çok kolaydırböyle durumlarda. bir şey yapmazsın değişim için. yaptığın tek şey sızlanmaktadır. ah tabi şarkılar iyi gelir her zaman. sonra filmler. bazen kitaplar. arada dostlarla muhabbet. günler geçer böylece. mevsimler de. yılları saymıyorum bile. al işte ikibinondört veda turlarına başlarken ikibinonbeş ramazan davulcusu gibi  dayandı kapımıza.. oysa ve sanki daha dün bindokuzyüzdoksandokuzdu. son tahlilde; ömür diyorum doktor, ömür çabuk geçiyor.

replikas - ömür sayacı
.