26 Aralık 2014 Cuma

kırmızı başlıklı kız

daha önce yapmadığım şeyleri yapıyorum. çayı kahveyi şekersiz içmenin, nefret ettiğim bamyayı iştahla yemenin dışında hiç haz etmediğim kalabalıkların içine atıyorum artık kendimi. hani şu literatürün sosyalleşme dediği şeylerden bahsediyorum. şimdi mesela ata isimli bir şehrin asortik bir cafe hanesinde arkadaşımı bekliyorum ki beraber sosyalleşeceğimiz mekana gidelim. böyle manasızca beklemek normalde çok sıkıcı. lakin tüm ara sokakların tek bir ana caddeye çıktığı gibi tüm düşünce ve eylemlerim artık sana çıktığı için dert edinmiyorum hiç bir şeyi.
bekliyorum... sadece.
benle beraber üç müşteri ve bir de aypediyle iddia oynayan cafenin patronuyla içerde oturuyoruz. sigara içilen bölümde ise iki çift sevgili ilişkilerinin geleceğini konuşuyorlar. hepi topu bu kadar insanız. sanırım sekizden sonra hareketleniyor burası. daha önce hiç gelmediğim bir yer. yüzküsür ekranlı led tv de love songs başlıklı bir müzik programı sergilenirken kulağımda adele love song diyor tam şu anda. masum bir tesadüf. hayat dediğimiz şey de aslında böyle minik tesadüflerden ibaret bana kalırsa..
misal o günkü geniş katılımlı toplantıda yanıma oturmasaydın seni hiç tanımayacak, gözlerin vasıtasıyle ruhunu okuyamayacak ve dolayısı ile sana aşık olamayacaktım. tabi senin bundan haberin yok ama. olsun..
hayat diyorum bazen on numara...
..