8 Kasım 2014 Cumartesi

beni bu güzel havalar mahvetti*

orhan veli'yi diyorum sevgilim, mahveden havalar sandığımız gibi gerçekten yaz-bahar havaları mıdır?
misal niye sarı yaprakların tel tel döküldüğü, hüznün nirvana yaptığı pastırma yazlı bir sonbahar havası yahut kar tanelerinin boşlukta raks ettiği bir kış havası değil de ille de güneşli, az bulutlu çiçek ve çilek kokulu ilk-bahar yaz ayları gelir aklımıza.
bilemiyorum sevgilim. bilemiyorum.
şayet geçmişe, istediğin bir tarihi kişiliğe gitme hakkın var deseler hiç düşünmeden orhan veli, 1941 derim bu kutsal yanıtı almak için. lakin yine de emin değilim bundan. düşünmek gerekebilir. zira sait faik var beri yanda. ikisinin de aynı mekanda olduğu bir anı denk getirebilirsek bu havaların bir anlamı olur belki.
ve işte bugünlerde, böyle sonbaharla karışık kış aylarında, işi gücü,  istanbul keşmekeşini, trafiği hatta insanoğlunun çiğliğini hatta hatta insanlığımı ve dahi kendimi, dahası dünyayı unuttuğum havalarda diyorum.  çok zorlu ama aylaklığı azdıran, romantizmi çağlatan havalardan bahsediyorum sevgilim.
bu havalar, ne güzel havalardır.
diyorum ki orhan veli'ye o şiiri yazdıran havalar da böyle soğuk ve yağmurlu en olmadı kış güneşinin baba şefkatiyle gülümsediği havalardır bana sorarsan. düşün bana bile yazdırıyor bu güzel havalar! ki şiir yazamam, beceremem. bunu en iyi sen bilirsin.  ama ve yine en çok böyle havalarda tütün ister canım. keza tuzu şekeri ekmeği almayı da bu soğuk ve yağmurlu havalarda unuturum yalan yok şimdi. ama bir tek , bir tek böyle havalarda aşık olmadım üstadın aksine. çünkü ve zira dört mevsim, on iki ay, üçyüzaltmışbeşgün hep sana aşığım sevgilim. sadece sana nüksederim ben böyle havalarda...
.
alpay - anlatamıyorum