11 Ağustos 2014 Pazartesi

dönüş

bir yandan televizyondaki ikinci sınıf komedi programını izliyorum öte yandan üç gündür buzlukta kaskatı olmuş dondurmayı kemiriyorum. ama ve aslında "gül gibi tatil bitti şimdi n'bok yiycem lan ben" modundayım.

meymenetsiz işimin, sevimsiz patronuyla tam mesaiye başlayacağıma mı yanayım yoksa tek başıma 400 kilometre dönüş yolunu nasıl gideceğime mi? 
ha tabiki en büyük derdimiz böyle olsun doktor. işi siktir eder başka bir sevimsiz bulmak üzere patrona adios deriz yolu da  en sevdiğim üç albümle tamamlarız en nihayetinde. ama ve yine de bu hayatı ne yapacağız.
bu hep böyle gider mi?
birbirinin benzeri günler ve dahi hep aynı melankolik düşünceler. yüksek öğretim sınav sorusu gibi a noktasından b noktasına her gün saati saatine varıp ezberlenmiş ve zoraki hareketlerle tamamladığın ırgatlık gününün sonunda yine makine düzeninde geriye dönmek, haftasonunu iple çekip her haftasonu aynı saçma şeyleri yapıp pazartesi yine iş mi var kısırdöngüsünü yaşamak, üçyüzelli gün, yazın yapacağın onbeş günlük tatil için çalışman, o tatilinde keyfini sürmek yerine sayılı günün çabuk geçeceğini bilmen. ve dahası demoklesin kılıcı gibi zihninin bir köşesinde senden habersiz yaşayan o iş başı günü aha geldi çattı a.k.

son tahlilde ne ileri ne de geri gitmeler... hep ortada, arada kalmalar.... 
ne için? 
kim için?
..
yanıt hem var hem yok..

kabul ediyorum artık yenilgiyi..
tembel olduğum kadar korkak bir adamım. kendinden hatta şu bok atıp durduğum hayatın kendisinden korkan, ileriye taşıyacak oynak taşlar yerine olduğum yerde kalmamı sağlayacak sabit taşlara basmayı yeğleyen biri.
bunu bilmek bazen her şeyden çok acı veriyor. şarkılar da kifayetsiz kalıyor bu zamanlarda...

.