28 Ağustos 2014 Perşembe

biraz deniz biraz uyku

şu an nasıl bir öğlen uykusu çekiyor canım, anlatamam. halbuki ve biliyorum ki mecburiyetim olmasa, bıraksalar ve hatta öldürseler uyuyamam gündüz vakti. ama işte bu his beni öldürecek.
 niagaranın coşkuyla kabaran suları gibi tüm bedenimi sarmalayan tatlı bir ağırlık önce. ve sonra esen rüzgarın buğday tarlasında  boynunu bir yana eğdiği başağınkine benzer bir sarhoşluk, bir kabullenmişlik hali. ama öte yandan hoca'nın öküzünün boynuzunda değil de olağanca ağırlığı ile benim başımın üstünde dönen bir de dünya var gibi.
işte bu ahval ve şerait içinde şimdi yine aynı banktayım. varoş cafenin sahibine bozulduğumdan beri üç aydır, her öğlen aynı parkın aynı bankındayım. yanımda yine aynı rüzgar ve aynı zaz, aynı buğulu ses. ama ben artık aynı ben değilim sevgilim.
tek kaygımız öğlen uykusu olsaydı keşke..
.