7 Ağustos 2014 Perşembe

7 ağustos

yağmurun kendisi ayrı bir güzel, bulunmaz bir nimet. lakin ben yağmurun en çok kendisinden sonra açan güneşini seviyorum bayım. balkonda kalan eşyalarım hatta beşyüzonbeş sayfalık kitabın yüzaltmışiki sayfası ıslanmış olabilir bu sabaha karşı sağanağından. ama sonrasında açan güneş diyrum; her şeye değer..

ıslanan kitap sayfalarını saç kurutma makinesi ile tek tek kuruttum. ayrılan cildini uhu ile yapıştırıp iyice yapışsın diye de kitabı seyahat valizinin altına koydum. 
sonra bir ara elektrikler kesildi. elektrik gidince sularda kesildi. hazırlıksızdım. arızanın uzun süreceğini varsayarak iki boş kovayı yağan yağmurun altına bıraktım ve önceki gün bir teli kırılan şemsiyeyi tamir ettim. yemeyi hiç tercih etmediğim halde taze bamya diye dolaşan mavi yağmurluklu amcadan yarım kg bamya aldım. tüm bunları elektrik kesikken ve yağmur yağarken yaptım hep.
ve nihayet güneş açtı. 
saat şimdi ondört:sıfırbeş. yağmurdan sonra, sanki yeni bir hayat başlamış gibi.. sabahtan beri evlerine çekilen ahali ikili, üçlü, beşli gruplar halinde sahil yönünde ilerlemeye, kuşlar neşeli şarkılarını yeniden söylemeye başladılar..
..
o vakit diyorum şimdi çay demlemeli....