29 Aralık 2012 Cumartesi

+18

sabahki yahut günlük halet-i ruhiyemi dinlendiğim şarkılardan anlıyorum artık. son dört gündür mesela telefonumda kayıtlı ikiyüzkırkyedi şarkıyı karışık modda, tek tek ve sırayla değiştirerek o günkü ruhsal modumu tayin ediyorum. becayiş ve hile kesinlikle yasak. zira bu sabah altıyı onsekiz geçe güneşin ve denizin huzurunda söz verdim kendime. hoş kendime verdiğim sözler konusunda sabıka dosyam kabarık olsa da bu sefer kesin. bu kez başka.... şarkılar çünkü...

misal bu sabah ahmet kaya'dan leonard cohen'e, sezen'den imany'e organ nakli yapılan vücudun organı kabul etmemesi gibi tam on yedi şarkıyı reddetti bu yorgun ve yaşlı ruhum. nihayet onsekizinci şarkıda, desire noir'de karar kıldı. 
bugün "le vent nous portera" yız evlat dedi.
patron oydu. itirazsız kabul ettim. müziğin sesini biraz daha açtım. gözlerimi kapadım. kendimi şimdi ismini çıkaramadığım denizden karaya esen sevimli rüzgara ve iyot kokusuna bıraktım.