9 Temmuz 2014 Çarşamba

evlilik aşkı dizler filmleri..

 yeni bir şey yok kardeşlerim. hâlâ bıraktığınız yerde ve tüm boş vakitlerimde denize kıyısı olan herhangi bir köye kaçış planları yapıyorum. ama işte sabah dokuz, akşam altı mesailerine binbir gönülsüzlükle devam ediyorum. hâlâ en sevdiğim şarkıları sıla ve zaz söylüyor. ve hâlâ a harflerine şapka giydirmeyi çok seviyorum. de ve da bağlaçlarını da elbet. şu karşı apartmanın çatısında yedi yirmidört böğüren benjamim olmasa martıları daha çok seveceğim.  ama ve hâlâ otobüste camdan dışarıyı izlemek ya da bir şeyler okumak yerine yazmayı çok ama çok seviyorum. annemi de çok seviyorum laf aramızda. ama işte hayırlı bir evlat mıyım ? bunu bir ara tartışalım. 
öte yandan dört ay oldu bir sinema filmi izlemedim. oysa ki ne çok severdim. ki leyla şahidim.. en çok leyla! ama işte evlilik aşkı , diziler filmleri... 
neyse boşver... 
lakin söylemeden edemeyeceğim dostlarım. geçen pazar öğleden sonrası bir alman filmi izleyeyim istedim on yahut onbeşinci dakikada uykum geldi. iki saat uyumuşum. gündüz uyuyamayan benim gibi bir ademoğlunu bile uyuttuğu için varın siz düşünün filmin ağırlığını..  ama diziler öyle mi? ağrı kesici hap gibi. sıkılınca at bir, üç,beş tane. misal rekorum hâlâ lost ve prison break'te. üst üste beş bölüm. onları dörder bölümle forbrydelsen ve following izliyor. biliyorum bu gereksiz teferruatın ne size ne de bana bir faydası var gayrisafimillihasılada.  lakin işte zaman akıp gidiyor. günler geceleri, haftalar ayları kovalarken ben ısrarla ve inatla kaçıyorum insanlardan.  çünkü ve zira ; en büyüğünden en küçüğüne, en dingil komşusundan en pinti patronuna, en dayaklık yolcusundan en haramzade esnafına, en yavşak şoföründen en utanmaz akrabaya olan nefretim artarak devam ediyor... devam ediyor...
sonra işte akşam olsa uyusak,uyusak yine uyusak...
.