27 Nisan 2014 Pazar

seni sevdiğimden gelirim ben bu yere

hep imrenmişimdir balkon insanlarına. pazar günleri bilhassa.
oysa yaşadığım sekiz sene boyunca toplam sekiz defa adamakıllı çıkıp oturmuşluğum yoktur bu balkona.
bazen insanın kendini dinlemesi için çok uzaklara gitmesi gerekmiyor. çılgın bir deniz kenarı, kaz dağı etekleri falan şart değil mesela. bir tutam müzik, alabildiğince rüzgar, bir balkon ve bir sandalye yetebiliyor bunun için kimi zaman. şimdi işte saat dokuzu beş geçe bir pazar sabahı balkondayım.  hayatımı düşünüyorum. ama aklıma bir şey gelmiyor.
sigara hariç demeliydim halbuki.
 iki blok ötede ve sol çaprazımda oldukça cırtlak sayılabilecek iki tuhaf renge birden boyanmış bir binanın üçüncü katında genç bir adam öyle keyifle tüttürüyor ki sigarasını. bu keyfi çıkan dumandan rahatlıkla görebiliyorum.imreniyorum. sonra yine hayatımı düşünüyorum. lakin hiç bir şey hatırlamıyorum.

babamı öldürdüğü için değil de anneme verdiğim söz için içmiyorum bu sefer beni kendine hasret bırakan şu lanet sigarayı. ve sanırım biraz da tembel olduğum için.
sayıları çok değil balkon insanlarının. zaten önemli olan da nitelikleri değil mi?
şimdi mesela uzaktan çok hoş görünen kırmızılı esmer bir kadın çıktı balkonuna. giydiği elbisenin renginden akrep olma ihtimalini söylememe gerek yok sanırım. ve hemen sağımda ise yeni uyandığı askılı atletinden ve şiş gözlerinden belli olan otuzlarının sonbaharında kirli sakallı bir adam.
göz göze gelmekten kaçınmıyoruz balkon insanlarıyla. fazla da uzatmıyoruz ama. sanki gizli bir anlaşma varmış gibi aramızda. ve gizli bir de işaret dili. o dille selamlayıp birbirimizi hemen dönüyoruz kendi düşünce ve hayal alemimize. ve sonra ben yine hayatımı düşünüyorum.
seni özlüyorum.
.
birsen tezer-balıkesir