24 Nisan 2014 Perşembe

bodur minareden öte

eski alışkanlıklarımı yeniden kazanmaya çalışıyorum. lakin yapamıyorum. oysa en çok kitabı bu mecburi yolculuklarımda okumuşumdur. bu amaçla bir umut attım "yusuf abi"nin kitabını çantama. ama nafile.
sabah çok uykuluydum. ve bir o kadar tembel. müzik bile dinlemedim. akşamsa yorgun.
inat ettim ama. ve lakin ancak bodur minareden öte'yi okuyabildim. sonra o bilinen malum karanlık çöktü üzerime. pes etmedim. müziği açtım. dışarıyı izledim. yağmurdan sonra istanbul çok güzel oluyor. aslına bakarsan tüm şehirler güzeldir yağmurdan sonra. duştan yeni çıkmış kadın misali. toprağın kokusu sabun kokusu gibidir o vakit. ve yerdeki küçük su birikintileri : çocuklara eğlence, büyüklere kâh ayna kâh dikkat edilmesi gereken bir tuzak oluyor. ama beni o ilgilendirmiyor. çünkü bu su birikintilerine yansıyan şehrin ters dönmüş görüntüsü bambaşka bir sanat eseri oluşturuyor dikkatle bakarsa insan. ki bilhassa ağaçlar ve bulutlar. evet bulutlar..
bir de kuş rast gelmişse o manzaraya benden mutlusu yok işte o vakit. 

.